Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Hemen test edilir, onaylanir!

Friday, July 30th, 2010
Ahanda super deneme yaptim..deniz kizim acayip guzel bi seymis bu tabii calisirsa:)

Takildi da Kafama Takildi…

Tuesday, February 2nd, 2010

Millet!

Evdeyim utu yapiyorum, bir yandan da tv seyrediyorum. Durduk yere Kara Simsek dizisinin jeneriğini mirildanmaya basladim. Derken sorayim dedim, boyle bir is ile ugrasirken kendinize fon yahut jenerik muzigi falan aradiginiz oluyor mu sizin? Oluyorsa hangisi? Ve esas sorum, neden bu aralar heyecanla izledigimiz dizilerin jenerik muzigi yok? Yoksa var da ben mi farketmiyorum. Flash forward dizisinin baslangici bile yoktu mesela, jenerik muzigi nasil olsun. Lost, Supernatural? Heros izleniyor, onda var mi? Zorluyorum aklima Buffy dizisinin muzigi geliyor. Eh evet sitcomlarin jenerigi var. En sevdiklerimden biri 2 and A Half Men dizisinin; Men men men me men Many men… Ama artik macera dizilerinde kullanmiyorlar galiba, yani yeni bir Kara Simsek melodim yok. Gerci Kara Simsek mirildanmasi da kolay bir ezgi. McGyver yap, Pa Pa Pa Pa Pa Pa Pam… Yok! Insanin enerjisi bitiyor.

Bir sorayim dedim. :p

Gezdik Gorduk… Donduk!

Friday, November 6th, 2009

Eveeet…

Epey bir sure yoktuk. Sevgili Ezgi’nin de dedigi gibi “tamam adi balayi, icinde bir ay geciyor da… bu kadar surer mi be kardesim.” :) Surer surer de, biz biraz dolasma olayini abarttik sanirim. Ilk 10 gunluk Antalya kismindan yazmaya baslayalim.

Ramazan Bayrami sonrasinda dugun sonra nikahimiz oldu, biliyorsunuz. Eh sirasi boyle olunca Ankara’ya donunce bekarliga veda mi yapsak diye dusunmedik degil. Neyse, siz gelinde bir guvecle kutlayalim bunu. Yanina da uzo/raki acariz. :) Konuyu dagitmayalim. Balayi icin Antalya’ya dogru direksiyon kirdik. Ilk duragimiz Adam&Eve Hotel oldu. Tamam, kabul, is ve eglence birarada idi. Kardesim ne yapalim, mimariz. :)

adam&eve

Bu tasarim otel bize epey tartisma konusu oldu. Oncelikle belirteyim, oteli cok begendik. Biz hizmeti de sevdik, calisanlar guleryuzluydu. Eglence cesit cesit, yemek cesit cesitti. Mimari anlamda bence minimal akimin gayet basarili bir uygulamasi. Iceride fazla bir renk yok (resimdekiler tamamen aydinlatmadan dolayi, odalarda renk degistiren LED aydinlatmalar var.) Siyah koridorlar ve beyaz genel mekanlar var. Bol bol ayna kullanilmis; giriste, atrium dedikleri buyuk bar/eglence alaninda ve tabii odalarda. Soyle… bina basit bir dikdortgenler prizmasi seklinde ve denize kisa cephesi bakiyor. Ama odanin icinde, nerede durursan dur, manzaranda hep deniz var, hep arkadaki ormanlar var. Bu acidan aslinda Eren Talu’nun diger oteli olan Hillside Su Oteli andiriyor. Ama adi “Adam&Eve… Made in Heaven”… isletme iste bu konsepti canli tutan sey. Otele gelince sizi “Angel” adini verdikleri otel gorevlileri karsiliyor. Her yerde yapay agaclar ve ustlerinde kıpkırmızı yanan elmalar var. Hemen hersey, buna havuz basi sezlonglari da dahil, size sevgilinizin/karinizin yaninizda olup olmadigini sorar gibi. Yani insan yalnizken de kendini cennette hissediyor ama Adem yada Havva gibi hissetmiyor. Eh, geriye kim kaliyor tahmin edersiniz :)

Burada 4-5 gun kaldik. Sonra ver elini Antalya dedik. Aspendos, Perge, Manavgat Selaleleri… biraz kultur turu yaptik anlayacaginiz. Antalya merkeze indik, Topcu Kebapta kofte ve tahinli piyaz yedik. Sonra yuruyerek limana indik, oralari ne guzel yapmislar oyle. Kucuk buyuk kafeler, dukkanlar… Umuyoruz, ileride Musa bizi misafir eder, oralari guzelce bir gezeriz dedik 😉 sonra tatilin ikinci yarisina gectik; Cornelia Diamond Resort.

cornelia02

Ne kadar farkli gorunuyor degil mi? Oyle de… Mimar Tuncay Cavdar bir otel yapmis; malzemeler, detaylar, mekanlar… oyle bir zenginlik var ki. Nereye baksaniz dolu dolu gorunuyor. Adam&Eve ne kadar minimal ise burasi da tam tersi. Ama kesinlikle yormuyor, hatta sloganlarini tam anlami ile yasiyorsunuz; “tailor-made luxury”. Bir tarifleri vardi, tam net hatirlamiyorum. “Gercek luks, komforu aradiginiz her yerde bulmaktir.” gibi bir seydi. Daha dogru bir baska tanim olamaz. Iceri ilk girdiginizde gosterisli bir alanin ortasinda kalakaliyorsunuz. Ben bir an Vegas’ta bir kumarhanede gibi hissettim kendimi. Farkli tipte koltuklar, degisik dekore edilmis bar yahut cafeler… her zevke uygun bir seyler var. Odalar daha sade dekore edilmis, cogu oda zaten direkt deniz tarafina bakiyor. Tabii ki burada da cesit cesit yemek, farkli farkli mekanlar ve bol bol guleryuz bulduk. 4-5 gun de burada kaldik, dolan dolan oteli bitiremedik. Hakikaten insan boyle yerlerde kalinca tesis disina cikasi gelmiyormus, zaten zaman da kalmiyor.

10 gun sonunda Antalya’yi aniden bastiran yagmurda birakarak dustuk donus yoluna. Biz Toros tepelerini tam astik, arkadan… Olympos taraflarindan sel haberleri geldi. Biz??… keyfimiz yolda gayet yerinde idi.

donus yolu

Notlar:

Dugun ve nikah fotolari cok daginik: Izmir’dekiler var, gectigimiz hafta sonu aldik… maalesef adam dijitallerini vermemis. Bu hafta sonu taratip bazilarini cogaltacagim, anneme soz verdim. Konya’dakiler var, dijitallerini incelemem lazim. Basililari ese dosta, Konya’da Izmir’de akrabalara dagittik. Bir de Esra’ninkiler var… iste anca onlara goz atabildik, digerleri ile bir cd yapacam size.

Videolar?? Himm… Izmir’i biraz izledik. Konya’daki cekimlere bakamadik daha. Yaa herseyi o kadar guzel hatirliyorum ki, simdi videoda gorup “Aaaa… boyle mi durmusum, soyle mi yapmisim” diyecegim diye odum kopuyor.

Sonraki Yazi Dizisi: Akraba Ziyaretleri