Archive for July, 2011

Boyle gecti gitti Harry!

Monday, July 25th, 2011

Gecen hafta biraz kafa dinlemeye, biraz cok sevdigim iki dostumla ozlem gidermeye, biraz da cok cok yakin zamanda ailelerine dahil olacak bebis oncesi hazirliklarina yardimci olmaya Belcika’ya uzandim. Aksamlari bos bos oturmayalim diyerekten yemek sonrasi film seyrederken mayisma aksiyonuna giristik. Bir onemli devrin sonuna gelmisiz, biz daha burnumuzu sokamadik bu cagin pek onemli olayina sitemleri karsisinda “Harry Potter Geceleri”ni baslattik. Birinci filmle basladik, son uc filmi Londra’da tek basima seyrederek ben Harry Potter devrini kapattim. Net hatirlamiyorum ama ilk dort kitabi Karsiyaka Carsisindan eve yururken 2. el kitap satan bi yerde gorup almistik. Hatta annem cocuk kitabi olmasindan kaynakli bayagi supheyle yaklasmisti. Ucuz olunca da ses cikarmadan almisti. O dort kitap ne kadar da hizli okunmustu. Sonrasinda serinin 3 devam kitabini beklemek tam iskence olmustu. Sabir da bir yere kadar diyip en son kitabi bi de orjinal dilinde okumustum. Tabii Sevin Okyay’in cevirisini mumla aramistim. Potter’in dunyasina ait abidik-gubidik terimlere uygun Turkceleri o kadar basariyla bulmus ki orjinal terimleri okuyunca, anlamak biraz zaman aliyordu.

Kitaplar bitti… Filmler geldi… Filmleri, kitaplari bekledigim gibi beklemedim. Nedense pek tatmin etmedi filmler… Zamani geldi seyrettim ve unuttum. O kadar zaman gecmis ki ne filmlerden ne de kitaplardan aklimda pek birsey kalmamis. Hele hele son uc film/kitap hakkinda hiicc birsey hatirlamiyordum. O yuzden bu seriye bastan baslama girisimi bayagi iyi oldu. Ilk filmi tekrar seyrederken fark ettim de efekt namina ne kadar lay-lay-lom bi filmmis. Artik izledigim TV’nin HD olmasindan mi?!? Kayittan mi anlamadim ama ne kadar cig idi goruntuler. 4. filme kadar hep boyle bir cig goruntu soz konusu… Tamam 4. kitap itibariyle konu daha bi karamsarlasiyo… filmin yonetmeni degisiyo… da ne bileyim boylesini beklememistim. Bildigin eski tarz Ingiliz filmlerine benziyordu cekimler. Bir de sunu fark ettim de olmamis bu filmler… mesela 2 arkadasim da kitaplari okumamislardi. Direkt filmleri seyrettiklerinden bayagi bir ayrintiyi kaciriyorlardi. Kitabi okurken “vaaayyy ne ince dusunmus, nasil baglamis bea!” dedigimiz bircok nokta filmlerde hep gecistirilmis. Dogal olarak olaylar arasinda baglanti kurulmasi bayagi zor oldu arkadaslar icin… ee arada bana sordular ama ben de hangi baglanti hangi kitapta bahsediliyordu pek hatirlamadigimdan, simdi filmi mahvetmeyeyim diye bayagi zorlandim.

Filmlerden sonra keske kitaplar yanimda olsaydi dedim, tekrardan hepsini bi seferde okumak cok eglenceli olurdu. Hatta audiobook halinde dinlemesi de pek hos olurdu. Neyse amacim “ayy filmler soyle, kitaplar boyle” diye konusmak degildi. Son birkac gunde gozume carpan Harry Potter calismalarini paylasayim dedim, hani bir cag kapatiyoruz yaa… modasina uyalim iste.

 

Harry Potter Book Covers by M.S. Corley

Ilki su ana kadar gordugum en basarili Harry Potter kitap kapaklari olabilir. Tamam pek cocuk kitabina uygun degil ama Harry Potter da pek cocuk kitap serisi sayilmaz! Diger sapsal kapak cizimlerindense bunlari tercih ederim. Amerikali bir grafik tasarimci olan M.S. Corley‘in ellerinden cikmis bu kapaklar. Sadece Turkiye basim kapaklarini degil UK’deki kapaklari dahi begenmemistim. Mesela hala Turkiye basimi “Harry Potter ve Olum Yadigarlari” kitap kapaginda Harry’nin eli niye havadadir, ne yapmaya calismaktadir hala anlamis degilim.

Harry Potter Anime

Bu aralar Uzakdogulular isyan etmis durumda sanirim. “Her bi Hollywood filminin konusunu bizden caliyorsunuz” diyerek karsi ataga gecmis durumdalar. X-Men, Supernatural gibi serilerin animeleri cikti. X-Men’i bilmiyorum ama Supernatural’in biricik Dean ve Sam’ini anime karakter olarak gorup ve bambaska bir dilde dinleyince bayagi bi dumur oldum. Pek isindigimi soyleyemeyecegim Supernatural muzigi, karakterleri ve arabasiyla gaaayet Amerikan bi yapim, Uzakdogulu olmak yakismamis. Bunun yaninda Harry Potter’in bu anime cizimlerini pek bi begendim. Dusununce filmdense dizi hali daha iyi olabilirmis gibi geldi. Bir nevi “A Game of Thrones” gibi… Karakter cizimleri icin birkac itirazim var… buyuklerin pek de yasca buyuk gozukmemesi… Snape’in pek bi yakisikli cizilmesi… Voldemort’un nerdeyse Harry ile ayni yasta gozukmesi… vs. vs. Weasley ailesinde ise kim kim anlamak pek zor olmus. Tabii bu bi fan-made birsey… Umarim anime serisi yapilacaksa daha bi dikkatli davranilir.

Harry Potter Anime

Bir baska anime calismasi da su yukaridaki… Bu Snape’in nedir cektigi kardesim… Burada da hatunkisi gibi cizilmis.

Tabii Anime atagina hemen Walt Disney cizgi film karakterleriyle cevap verilmis…

Harry Potter Walt Disney

Bu da bir “fan-made” cizim. Yanii… Nedense anime olayi daha cazip geldi simdi. Gene de emege saygi… o kadar ugrasmislar. Ben kitaplari okurken farkli canlandirmistim kafamda bazi seyleri… Filmlerde de ayni rahatsizligi hissettim. Sanirim kitap uyarlamasi cekmenin en zor yani da bu… Bakalim Lord of the Rings’le bayagi iyi bir is cikaran Peter Jackson ayni basariyi The Hobbit’te de gosterebilecek mi?!?

 

 

33 ve Saymaya Devam

Saturday, July 16th, 2011

Kenan dan “Tutamıyorum Zamanı” çalıyor arka fonda;

Mekan Ankara; ılık bir yaz gecesi..

Uzun süren suskunluğumun ardından yeniden merhaba, özlemişim bu sayfayı. Çok öksüz bıraktık değil mi?

Ben 2 ufak ayar yapıverdim blogumuza;

1) Mobil arayüz ekledim, cep telefonu ile 5i1yerde ye geldiğiniz zaman daha sade ama kullanışlı bir arayüz çıkıverecek

2) Tweet hesabını bağladım, post lar artık tweet lenecek (tamamen otomatik)

Neyse gelelim bu yazının (ve günün) anlam ve önemine.

Malum en yaşlınız benim.. Evet karşımda olmasanız bile haklısın der gibi salladığınız kafalarınızı görebiliyorum. En azından yorum kısmına “senin ruhun genç” gibi satırlar eklerseniz sizi bu suçunuzdan dolayı affedebilirim :)

Evet o müthiş gün tekrar geliverdi; (hangi gün dememeniz sizin lehinize olacaktır) evet benim doğum günüm geldi. Hem de bu sene çok ama çok şeker bir sayı ile karşınızdayım; 33

Şaka gibi aslında ama gerçek, bazen düşünüyorum da, yok o kadar olamam diyorum. Ama devlet kayıtları “kapı gibi” malesef :)

Oysa daha gün gibi odtü deki odamın kapısına “29 again” kartını astığım yaz günü. Ne geçti aradan; “kocaman bir 3 sene” mi? Ben neden anlamadım, nasıl geçti bunca sene? Sanki hiç geçmemiş gibi. Oysa öyle çok şey yaşadımki arada. Korkmayın burada arada olan biteni anlatarak sizleri öldürmeye hiç niyetim yok.

Bugünün teması “33 ve its complicated”. Facebook taki ilişki durumumu “espri” amaçlı değiştirdim bu sebeple. Lütfen atlamayalım hemen. Cevaplar için akşam 19:30 sonrasında benim kişisel bloguma bakıvermeniz yeterli olacak.

Tamam çok ısrar etmeyin; hemen size özetleyim :) 33. yaşıma basıyorum ve hayat bilinmezlerle ve de sürprizlerle dolu. Fakat ne karamsar ne de umutsuzum. Tersine ben meraklıyım, umutluyum ve en önemlisi mutluyum. 34’te hangi plakalı şehirde olurum bilmiyorum ama emin olduğum sizleri yine özlüyor ve seviyor olacağım.

Nice mutlu yıllar bana :) İyi bakın kendinize, özellikle uzakta olan siz 2 dilber.