Archive for July 22nd, 2010

Classy & Smart Criminals

Thursday, July 22nd, 2010

Gokgurultulu bol yagmurlu bir Londra gununde “yaa tam uyumalık hava, nasil calisilir bu havada yaa” soylenmelerime en iyi cozumun suraya bir-iki kelam etmek de buldum. Dun aksam ne seyretsem ne seyretsem diye bakinirken, bu kis heyecanla cok severek takip ettigim bir dizimin ikinci sezonunun baslamis oldugunu gordum. Korun istedigi bir goz, Allah verdi iki goz hesabi, bir de yeni sezondan iki bolum birden yayinlanmis… Tabii ben sevinc cigliklari icinde bolumleri sindire sindire izledikten sonra bari buradan size de paylasayim dedim. Hooop diye diziden bahsetmeden once hep birlikte 1960’lara isinlanacagiz ki daha iyi bi anlayalim diziyi:

The Rat Pack (1960’lar)

The Rat Pack: Frank Sinatra, Dean Martin, Sammy Davis Jr., Peter Lawford, Joey Bishop

The Rat Pack, bildiginiz uzere bir centilmenler klubudur. Evet, Marilyn Monroe, Ava Gardner, Angie Dickinson gibi muhtesem hatunlar da takilmistir bu grupla ama daha cok grubun maskotlari seklinde anilmislar. Siz bir tanesini gormek icin neler yapmayiz ki diye dusune durun, bu grup hep beraber performanslar duzenlemis, sarkilar soylemis, filmler cevirmis, kumarin, ickinin, eglencenin ve de mafyaciligin dibine vurmus o donemlerde! Tabii ki The Rat Pack denince akla gelen ilk film de:

Ocean's Eleven(1960) Poster

The Rat Pack centilmenlerinin moda anlayislari, filmleri Hollywood’u cok etkilemis olacak ki 1960lar ruhu 2000’lerde tekrar canlandirilmak istenmis.

The Ocean’s Series (2000’ler)

Ocean's Eleven (2002), Ocean's Twelve (2004), Ocean's Thirteen (2007)

1960’larin Frank Sinatra’si, Dean Martin’i, Sammy Davis Jr.’i varsa; 2000’lerin de George Clooney’si, Brad Pitt’i, Matt Damon’i var. The Rat Pack’in bagliligi kankaliktan geliyorsa, bizim donemimizin kanka aktorleri de Clooney-Pitt-Damon’dir. Basrolde kankalar olacak, araya biraz Julia Roberts, biraz Catherine Zeta-Jones katilacak, karsilarina da Andy Garcia, Al Pacino gibi muhtesem oyuncular cikacak… daha ne olsun yahu! Hem kabul edin, dahiyane planlarla, seyirciye her an birseyler yanlis gidecek havasi verilerek kotulerin(kotu demiyelim de kustah, kendini begenmis diyelim) dolandirilmasini seyretmek hosunuza gidiyor di mi? Ocean’s serisi ile The Rat Pack’in yarattigi “con-art” (dolandiricilik sanati) ‘a dayali senaryolarin 2000’lerde tekrar populer oldugu bir gercek.

The Hustle (2004 – …)

Hustle: Adrian Lester, Jaime Murray, Robert Vaughn, Robert Glenister , Marc Warren

Ingilizlerin “kumarhane dolandirmak da ne yaa… asil avlar disarida… bankalar, buyuk yatirimcilar…vs.” diyerekten Ocean’s serisine cevabi Hustle’dir. Yukarida gordugunuz kadro yillar icinde degisip durmus olsa da benim efsane kadrom budur! Ustelik pek bir ahlaklidirlar, “asla temiz, saf birini kandirmayacaksin” politikasiyla islerini cekip cevirirler. Bol Londra manzarasi icerdiginden ayrica bir severim diziyi… “Eheheh ben dun burdan gectiydim”, “Aaa biliyorum ben burayi” seklinde cok tepkilerim olmustur diziyi seyrederken… Ee bir de kabul edin Ingiliz aksani da bir baska guzellik! Bu arada sunu da aciklayayim, “con art” dedigimiz, su, seyirciye iste birazdan patlayacak bu plan havasinda verilen ama binbir cesit akil oyunu ile dolu olan dolandiricilik planlari var yaa… ona deniyor. Adamlar bu isi bir sanat olarak goruyo yani! Takim, planlari yapan bir beyin (Adrian Lester), emekli olup kenara cekilecegime, dolandirilacak uygun hedefleri isaretleyeyim, akil vereyim diyen bir danisman (Robert Vaughn), is bitirici, dikkat dagitici bir aktor (Jaime Murray), teknolojik her turlu destegi saglayan, alet-edavat-ortam-arac bulan teknik servis bir eleman (Robert Glenister) ve de gruba sonradan katilan, ortamin sebegi, yaa ben de guzel plan yaparim, ben de bu grubun beyni olabilirim diye aglayan(-bir sekilde hep sansli olan) bir elemandan (Marc Warren) olusuyor.

Bir bolumde sirf heyecan/spor/kendini kanitlama olsun diye kraliyet mucevherlerinden suna goz dikmislerdi:

Cullinan I-The Great Star of Africa: 530.2 carats

Bos bir zamaninizda oturup okuyun derim Cullinan Elmaslarinin hikayesini… Zira ilk bulundugu hali 3106.75 carats’mis. Sonra kucuklu-buyuklu bircok parcaya bolmusler. Iste en buyuk parcasi da Cullinan I yani The Great Star of Africa olmus. Neyse konuyu fazla dagitmadan Amerikalilarin Hustle’a cevabina gecelim.

The Leverage (2008 – …)

Leverage: Timothy Hutton, Gina Bellman, Christian Kane, Beth Riesgraf, Aldis Hodge

Ingilizler basarili bir dizi yapar da Amerikalilar geri kalir mi?!?! (Bakiniz: Coupling (UK version) vs. Coupling (US version)) Lakin burda haklarini yemiyelim. Ingilizler “con-art”i nasil bir Ingiliz asilzadeligi sinirlarinda yapiyorlarsa, Amerikalilar da olaya Amerikan aksiyonu katmayi biliyorlar. Takim elemanlarinin gorevi Hustle’dakine cok benzer. Gene planlari yapan bir beyin (Timothy Hutton), bir aktor (Gina Bellman), kaba kuvvet ve silah uzmani (Christian Kane), kasalara-binalara gizlice girip cikabilen bir hirsiz (Beth Riesgraf) ve teknik servis elemani (Aldis Hodge)’dan olusuyor. Hustle’dan bir farki da Hustle’da tum elemanlar sucludur… Suclu olduklarini bilirler. Evet, kendince bir is ahlaki olusturmuslardir, fakat gene de sucludurlar. Ezilen birilerinin intikami icin dolandirabilecekleri gibi sirf “yaa hadi bakalim bunu yapabilecek miyiz” mantigiyla da is yapabilirler. Benim izledigim kadariyla Timothy Hutton’in oynadigi karakter bir zamanlar ezilmis, bundan sonra kimseyi ezdirmem mantigiyla suclulardan olusan bir grup kurmustur.

Buraya kadar ki diziler/filmler, The Rat Pack’in Hollywood’a kazandirdigi “con art” senaryolarini basariyla ilerletmislerdir. Fakaaattt… The Rat Pack sadece bu senaryolardan ya da yasam sekillerinden dolayi unlenmemistir. The Rat Pack demek, bir tarzinin olmasi demek, bir moda anlayisinin olmasi demektir. Giydigin takimdan, taktigin kravata… kolundaki saatten, kafandaki sapkaya kadar bir moda ikonu olmak demektir. Iste modanin “M”sinden anlamasam da bir erkek icin stil iste budur yaa diye seyrettigim dizi:

White Collar (2009 – …)

White Collar: Matthew Bomer

Bu dizinin konusu diger iki diziye gore biraz daha degisik. Yukarida gordugunuz Matthew abimiz dizide Neal Caffrey adinda bir “con-man” yani dolandiriciyi oynuyor. Kisisel bir sebepten dolayi (burda fazla aciklama yapmayayim) kendisini yakalamayi basarmis olan FBI Ajani Peter Burke (Tim DeKay) ile bir anlasma yapiyor ve kendisi gibi (aslinda daha ahlaksiz ve kustah olan) diger con-artist’lerin yakalanmasi icin FBI’a danismanlik yapmaya basliyor. Dizinin guzel kisimlarindan biri herkesin her turlu dalavereyi cevirebilecegini inaniyorsunuz, her an Neal’in tuyecegine, Peter’in aslinda kotu bir ajan olabilecegine… vs. inaniyorsunuz. Amaaaa bence bu dizinin baska bir ozelligi var. Nasil ki bayanlarin modayi takip edebilecegi Sex & City’leri, Gossip Girl’leri varsa… bu dizi de erkekler icin bir moda harikasidir. Tekrar soyluyorum modanin “M”sinden anlamam ama Neal karakterinin uzerinde gordugum her kiyafet icin bir “woaaww…” nidasi atiyorum. Tamam abimiz cok yakisikli ama olsun bea… soyle giyinen birileri olsa etrafta (!)(beyler duyrulur) fena mi olur?!?!? Siz hic yorulmayin ben size White Collar’in kendi sitesinden bazi stil fotograflarini koyacagim:

White Collar Style: Neal Caffrey – Matt Bomer

Bir de marka veremeyecegim ama benim begendigim bazi stilleri var, onlar da soyle:

White Collar Style 2: Neal Caffrey – Matt Bomer

Hep diyorum bu balikci yaka erkege pek yakisiyor diye ama… :)

Tabii son olarak, fotografin guzelliginden midir, bakislardan midir, neyse iste hos bir fotografla bu yazimi kapatayim:

White Collar Style 3: Neal Caffrey – Matt Bomer