(continued) Haaaallelujah…

deniz

Eveeett… Artik yeni evimdeyim ve bunun serefine hemen olaylari anlatayim. Hah, oncelikle coook tesekkurler iyi dilekleriniz icin… :) Gelelim son iki gun raunduna…

Okuldan eve gecince toplanma islemine kaldigim yerden devam ettim. Onu buraya, sunu oraya tikistirmaktan bi hal geldi. Valla herseyi yerli yerine sokunca 2 orta boy (yaklasik 50x50x50cm), bi daha irice boy (yaklasik 70x70x50cm), bi kucuk boy (yaklasik 50x50x30cm) ve bi 19” TV kolisiyle, iki kompartman icine uygun bagaj ve 2 buyuk ivir-zivir torbasi ve iki kucuk sirt cantasina sigmayi basardim. Emir de bi battal boy, bi ondan azicik kucuk bavulla bi sirt cantasina sigmis.

Aksam tum bu tikistirma islemlerinden sonra kiralik araba arama islemlerine basladik. Tekrar Emir’in hizlica aramasi sonucu 6 kisilik, 6 buyuk bavul + 3 handbag alan bir MPV arac kiraladik. Ben o aracin parasal islemlerini yaparken bilgisayarda, sevgili “eski” ev arkadasimi tepemize dikilmis… “Biri geliyormus, Emir mi Emre mi Erdogan mi? Siz mi onerdiniz? Taniyor musunuz?” gibisinden sorular soruyormus. Alakam olmadi, zira ben cevap vermeyince bayagi bozulmus… Emir sonradan soyledi cidden dinlemiyordun yahu adami diye… Dedim “yeteri kadar dinledim ben onu hah!”. Zati sonunda Emir’den “yok biz tanimiyoruz, biz tavsiye etmedik!” sert ve ters bi cevap alinca vazgecti uzaklasti gitti…

Neyse bugun sabah saat 10:00 aracimiz kapimizdaydi. 5 dakikada tum esyalari sigdirdik.. ki ben gece boyunca esyalara baktikca buyudu de buyuduler gozumde… En son sabah, “hayiiiirrr, iki sefer yapmak zorunda kalicam, keske 8 kisilik araci tutsaydim” diye soyleniyordum. Meger arac kocaman birseymis… Rahat rahat sigdik yani… 45 dakikalik yolculuk sonunda yeni evimizde, Holborn’daydik! Valla, Emir cok sagolsun hicbir sey tasimadim sayilir. Bizim daire 7. katta (sans iste! :) ), lakin iki asansorden simdilik birtanesi calisiyor o da cift katlarda duruyo… Digeri de bu onumuzdeki donemde bitecekmis ama! Biz once 8. kata tasidik esyalari , oradan da 7. kata indirdik. Emir yapti yani… ben cidden az tasidim.

Bu kapiyi acmanin guzelligini anlatamam arkadaslar… Evin kapisini acinca yuzumuze vuran sicak havanin guzelligini hiiiccc anlatamam… Emir 1 saat icinde yerlesti odasina… tabii benimki biraz daha uzun surdu. Sebebi cok esyam olmasindansa eski dolabimin biraz daha buyuk olmasi… Eski dolap 3 kapiliydi, bu ise 2 kapili.. oyle olunca neyi nereye koyayim bilemedim bir turlu… Diger odami adam akilli hic olcmemistim ama bariz bu oda enine-boyuna daha buyuk…Hadi enine kismindan emin degilim ama boyuna kesin daha uzun… 2 kisilik yatagin ayakucuna bi yatak daha atabiliyorum. Oyle dusunun. Zati yatak durumum super… cift kisilik yatak + bi kisilik yatak (su an yatagin altinda duruyo) + bi kisilik sisme kamp yatagi (sisme deyip gecmeyin, asiri basarili birsey… Emir de Gurkan’da onayi verdi) var…

Hah… Evin belki de en aksayan yani, banyosu… Banyo ve lavaboyla tuvaleti ayirmislar… Yani tuvaletinizi bi yere yapip, elinizi yikamaya banyoya geciyorsunuz. Lakin bu durumun soyle bi avantaji var… Banyoda birisi varken tuvalet icin beklemiyorsunuz. Banyo bayagi kucuk… Ama bundan sonra gezi planlarimi banyoda yapiyorum. Dus perdemiz dunya haritasi da! :) Mutfak malzemesinden anladigim kadariyla Chris ve Yelena cok mutfak kullanici degil. Zaten cogunlukla Anestis (Silia’nin erkek arkadasi) yemek yapiyormus. Ama Firin, mikrodalga, ocak her birsey var… bi tek aspirator yok… Yalniz pencereyi acinca koku disari cikiyor.

Penceremden British Museum’un catisi gozukuyo… Sonra BT Telecom Tower gozukuyo… Karsi apartmanla da aramizda bi araba park yeri var.

new view

(Resim kaynaklari cesitli internet siteleri… daha sonra kanli canli benim cektiklerimi goreceksiniz)

Neyse biz bir saat kadar yerlestikten sonra okula gitmeye karar verdik. 10 dakika arkadaslar… avare avare gitmemize ragmen, 10 dakikada okullarimizdaydik… Emir bi ara donup, “abi tamam hadi Leyton’a donuyorsun diyeceksin diye odum kopuyor” dedi… Cok guldum lafina… Hatta evin serefine, yolumuzun uzerindeki Sainsbury’den aldigimiz biralari icerken de “hala bu evdeyim inanamiyorum” dedi.Ben de “ickilerden sonra yollayacam seni Leyton’a” dedim. :) Evden cikip da iki dakikada sehrin tam merkezinde olmak, her yerde her ihtiyaca gore birseyler bulmak, bankan, yemek yerin, okulun, her ama herseyin on dakikalik yuruyus mesafesi icinde olmasi… ruya gibi.. Umarim birazdan yattigimda Leyton’da uyanmam!!!

Super arkadaslar… bakin disariyi dinliyorum, ne islik var ne sarki, ne paldir kuldur ayak sesleri… acaba wcye gidecek mi… aman o gelmeden mutfaktaki isimi halledeyim… yok yok yok!!! Super otesi… Tabii ki bu evinde aksayan yanlari olacaktir ama biz en zorlu evden geldigimiz icin viz gelir tirs gider!!!

Binlerce defa soyledim ama gelin gelin gelin… Sizleri burada agarlamayi heyecanla bekliyorum. 😉

deniz nin son yazdıkları

2 Responses to “(continued) Haaaallelujah…”

  1. musa musa Says:

    Cidden zaman geçtikçe insan daha çok biriktiriyor, sonra atsa satsada yine atmaya kıyamadıkları oluyor her zaman. Ben hediyelerimi atamam asla mesela, yıllar yıllar geçsede, onu veren insanı atıyormuşum gibi hissediyorum. O yüzden muhtemelen Ankara da hala tonla kolim ve valizlerim duruyor :))

    Tekrar ve tekrar hayırlı olsun canım. Londra gibi bir şehirde merkezde yaşamak eminim çok güzel olacaktır. İnsan güzele de kolay alışıyor, bak şimdi önümüzdeki pazara sen sanki yıllardır orada yaşıyormuşsun gibi hissedeceksin.

    O kapıyı açınca insanın yüzüne vuran sıcak havayı bilirim. Benim içinde ev kriterlerinin başında geliyor: evin sıcak olması. Gerçi güzel ülkem yeni akıllandı, merkezi sistem yeni binalarda zorunlu oldu. Kombi sistemine az kızmamışımdır.

    Keyifle ve huzurla oturasın canım, bir an önce ev arkadaşlarınız ile kaynaşmanızı dilerim. Bende Leyton uzak diye gelmiyordum artık merkezdesin ya gelirim hemen 😀

  2. burcin Says:

    wooooooooooooooow!pek guzeel pek guzeeel , burada daha da mutlu olacak, daha da kalabalık:p olacak canim arkadasim!