Gezdik Gorduk… Donduk!

Eveeet…

Epey bir sure yoktuk. Sevgili Ezgi’nin de dedigi gibi “tamam adi balayi, icinde bir ay geciyor da… bu kadar surer mi be kardesim.” :) Surer surer de, biz biraz dolasma olayini abarttik sanirim. Ilk 10 gunluk Antalya kismindan yazmaya baslayalim.

Ramazan Bayrami sonrasinda dugun sonra nikahimiz oldu, biliyorsunuz. Eh sirasi boyle olunca Ankara’ya donunce bekarliga veda mi yapsak diye dusunmedik degil. Neyse, siz gelinde bir guvecle kutlayalim bunu. Yanina da uzo/raki acariz. :) Konuyu dagitmayalim. Balayi icin Antalya’ya dogru direksiyon kirdik. Ilk duragimiz Adam&Eve Hotel oldu. Tamam, kabul, is ve eglence birarada idi. Kardesim ne yapalim, mimariz. :)

adam&eve

Bu tasarim otel bize epey tartisma konusu oldu. Oncelikle belirteyim, oteli cok begendik. Biz hizmeti de sevdik, calisanlar guleryuzluydu. Eglence cesit cesit, yemek cesit cesitti. Mimari anlamda bence minimal akimin gayet basarili bir uygulamasi. Iceride fazla bir renk yok (resimdekiler tamamen aydinlatmadan dolayi, odalarda renk degistiren LED aydinlatmalar var.) Siyah koridorlar ve beyaz genel mekanlar var. Bol bol ayna kullanilmis; giriste, atrium dedikleri buyuk bar/eglence alaninda ve tabii odalarda. Soyle… bina basit bir dikdortgenler prizmasi seklinde ve denize kisa cephesi bakiyor. Ama odanin icinde, nerede durursan dur, manzaranda hep deniz var, hep arkadaki ormanlar var. Bu acidan aslinda Eren Talu’nun diger oteli olan Hillside Su Oteli andiriyor. Ama adi “Adam&Eve… Made in Heaven”… isletme iste bu konsepti canli tutan sey. Otele gelince sizi “Angel” adini verdikleri otel gorevlileri karsiliyor. Her yerde yapay agaclar ve ustlerinde kıpkırmızı yanan elmalar var. Hemen hersey, buna havuz basi sezlonglari da dahil, size sevgilinizin/karinizin yaninizda olup olmadigini sorar gibi. Yani insan yalnizken de kendini cennette hissediyor ama Adem yada Havva gibi hissetmiyor. Eh, geriye kim kaliyor tahmin edersiniz :)

Burada 4-5 gun kaldik. Sonra ver elini Antalya dedik. Aspendos, Perge, Manavgat Selaleleri… biraz kultur turu yaptik anlayacaginiz. Antalya merkeze indik, Topcu Kebapta kofte ve tahinli piyaz yedik. Sonra yuruyerek limana indik, oralari ne guzel yapmislar oyle. Kucuk buyuk kafeler, dukkanlar… Umuyoruz, ileride Musa bizi misafir eder, oralari guzelce bir gezeriz dedik 😉 sonra tatilin ikinci yarisina gectik; Cornelia Diamond Resort.

cornelia02

Ne kadar farkli gorunuyor degil mi? Oyle de… Mimar Tuncay Cavdar bir otel yapmis; malzemeler, detaylar, mekanlar… oyle bir zenginlik var ki. Nereye baksaniz dolu dolu gorunuyor. Adam&Eve ne kadar minimal ise burasi da tam tersi. Ama kesinlikle yormuyor, hatta sloganlarini tam anlami ile yasiyorsunuz; “tailor-made luxury”. Bir tarifleri vardi, tam net hatirlamiyorum. “Gercek luks, komforu aradiginiz her yerde bulmaktir.” gibi bir seydi. Daha dogru bir baska tanim olamaz. Iceri ilk girdiginizde gosterisli bir alanin ortasinda kalakaliyorsunuz. Ben bir an Vegas’ta bir kumarhanede gibi hissettim kendimi. Farkli tipte koltuklar, degisik dekore edilmis bar yahut cafeler… her zevke uygun bir seyler var. Odalar daha sade dekore edilmis, cogu oda zaten direkt deniz tarafina bakiyor. Tabii ki burada da cesit cesit yemek, farkli farkli mekanlar ve bol bol guleryuz bulduk. 4-5 gun de burada kaldik, dolan dolan oteli bitiremedik. Hakikaten insan boyle yerlerde kalinca tesis disina cikasi gelmiyormus, zaten zaman da kalmiyor.

10 gun sonunda Antalya’yi aniden bastiran yagmurda birakarak dustuk donus yoluna. Biz Toros tepelerini tam astik, arkadan… Olympos taraflarindan sel haberleri geldi. Biz??… keyfimiz yolda gayet yerinde idi.

donus yolu

Notlar:

Dugun ve nikah fotolari cok daginik: Izmir’dekiler var, gectigimiz hafta sonu aldik… maalesef adam dijitallerini vermemis. Bu hafta sonu taratip bazilarini cogaltacagim, anneme soz verdim. Konya’dakiler var, dijitallerini incelemem lazim. Basililari ese dosta, Konya’da Izmir’de akrabalara dagittik. Bir de Esra’ninkiler var… iste anca onlara goz atabildik, digerleri ile bir cd yapacam size.

Videolar?? Himm… Izmir’i biraz izledik. Konya’daki cekimlere bakamadik daha. Yaa herseyi o kadar guzel hatirliyorum ki, simdi videoda gorup “Aaaa… boyle mi durmusum, soyle mi yapmisim” diyecegim diye odum kopuyor.

Sonraki Yazi Dizisi: Akraba Ziyaretleri

gunseli nin son yazdıkları

5 Responses to “Gezdik Gorduk… Donduk!”

  1. musa musa Says:

    Günseli “Epey bir sure yoktuk” diyerek yazıya başlayınca benim aklıma How I met your Mother ın son bölümü geldi…

    Ted in Mashall dan “he is a WE person” diyerek bahsetmesi geldi. Çiftlerin “ben” kelimesinden daha çok “biz” kelimesini kullanmasına takılıyordu; “biz şimdi pirinç ayıkladık” gibi.

    Bakmayın siz bana, elbette kız biz diye başlayacak, malum balayı anlatılıyor bu sayfada. Tek başına balayına gidecek hali yoktu değil mi? Benimkisi dizi sonrası hayattan diziye dair örnekler bulma sendromu sadece.

    Son bir not: balayı hakkında. Geçen yaz evlenen bir arkadaşım facebookta balayı resimlerini paylaşmıştı. İlk resim gül yaprakları ile süslenmiş çift kişilik bir yatak olunca sonraki resimlere korkarak tıklamıştım; Next, next…

    Adem ile Havva oteli müthiş görünüyor gerçekten, ama benim anlamadığım, kısa kenar denize dönük ise nasıl bütün odalarda deniz manzarası olabiliyor. Birde epey bir zaman önce web sitelerine bakmıştım, bu otel o sitedekine hiç mi hiç benzemiyor… Yinede rengarenk aydınlatmasını çok sevdim; Hillside Su gibi… çok hoş cidden.

    Manavgat mı? Canım siz şelale görmek istemişsiniz ama sahte olanına gitmişsiniz. Hem o gördüğünüz cidden sahte, zaten 1-2 metre olan yükseklik 10-15 sene önce yıkılınca yerine metal bir duvar yerleştirdiler, su onun üzerinden akıyor 😀 Hala bu şelalenin neden bu kadar meşhur olduğunu çözebilmiş değilim ya.

    Aspendos un içinde bir minik müze vardır, herkese tavsiye ediyorum görmelerini. İçeride eski biletler ve sahnenin orjinal haline dair resimler bulunmakta; cidden müthiş ve çok etkileyici. Görmediyseniz müzeyi, artık sonraki sefere birlikte gideriz.

    Kaleiçi mi dedi biri oradan? ah ah… 5 sene olmuştur kesin arnavut kaldırımlarını eskitmeyeli, yivli minarenin oradan dalıp dolana dolana limana inmeyeli. Tam mevsiminde gitmişsiniz antalya ya, bu zamanda müthiştir havası, gerçi bana kalırsa her mevsimi ayrı güzeldir ya..

    Tahinli piyaz, tahinli kabak tatlısı… mmm …yemeklerden bahsedip dibimi düşürmeyin lütfen. gerçi dün irmik helvası pişirdim, fena da olmadı aslında. Ama köfte+piyaz+kabak tatlısı, uf ki ne uf.

    Şimdi olmak vardı cidden antalya da, akşam üzeri ışıklar caddesindeki kafelerden birinde demlenmek, beach parkta salına salına yürümek, kemer e doğru uzanan bey dağlarını seyretmek, gece melteminde hafiften üşümek vardı ya, arık başka sefere. Siz isteyin yeter, ben elbette size seve seve rehberlik yaparım.

    Hiç söyledim mi daha önce bilmiyorum, bazı akşamlar eğer akşam nemi sis olarak sahile çökmemiş ise, kemer den antalya nın ışıkları görünür. Müthiş bir manzara, özellikle gece kemer yolundan geri dönüyorsanız, kıvrım kıvrım yolda ışıkları bir görür bir kaybedersiniz… göz kırpar adeta.

    Evet antalya deyince bana çenem düştü yine. Kemer – antalya yolu bana göre dünyanın en güzel ve en keyifli yolu. Gençliğimin yazlarında hergece arşınladığımdan mıdır bilmiyorum, çok severim ben o asfaltı. Hatta 3-5 sene önce olmalı, petrol ofisinin bir reklamını gördüm tv de. Bir grup bisikletli su vs almak için benzin istasyonuda duraklıyorlardı reklamda. Yolu görür görmez tanıdım, sonrasında reklam arkası programını izledim.. evet haklıymışım, reklamı kemer yolunda çekmişler.

    O ayaklar ne de keyifli uzatılmış öyle… :) Taze Gebeş ailesini tekrar tebrik ediyor, ömür boyu bütün seyahatlerinin bu gezileri gibi tatlı olmasını diliyorum.

    Ama şimdi video idi, resim idi.. yok izledik, yok toplayamadık… gibi yorumlar.. taciz sayılır bakın söyleyim. Nefsi müdafa derler sonrasında 😀

  2. deniz deniz Says:

    hahah… Yazi da yorum da super olmus.

    Ablacim, sen simdi Cennet’ti, Angel’di diye yazinca benim aklima hep Supernatural geliyor… Hahah gecen (haftaki bolumde) “Gabriel”i de gordum yaa… olsem de gam yemem demek geliyor icimden… hatta bunu parantezli kismi cikararak soyleyince, daha bir korkunc oluyor saniyorum.

    Yalniz ben anlamadim o nasil bi resimdir. Adam&Eve otelinin resminden bahsediyorum. Siz mi cektiniz? Cidden boyle rengarenk bi otel mi? Guzelmis yahu!!!

    Vegas dedin ya… anlasalim arkadaslar, hayatimizin bi evresinde toplanip gidelim Vegas’a 1 haftaligina… Eglence sehrinde, eglenmeyi bilen arkadaslar olarak takilalim!

  3. gunseli Says:

    Vegas’a bence de gidelim gitmesine de… simdi oraya gidince de 2-3 el oyun oynanmadan olmaz ki. Su “21” filminden ornek verelim, “Bringing Down the House” kitabinin uyarlamasi. Sadece 1 haftasonunda, yani 2 gun de millet fena dokuluyor Vegas’ta. Hem parasal hem de bedensel olarak… Diyorsak 1 hafta?!? bizi batirmasin simdi, hem parasal hem bedensel hem de sinirsel acidan :)

  4. gunseli Says:

    Adam&Eve hakikaten bu kadar renkli bir otel ama sadece geceleri renkli. Gunduz bu renkli isiklar algilanmiyor. Siyah gorunen kisimlari yapay cim kapli, yani kocaman, cimden yapilma bir dikdortgen goruyorsun… gayet sade. Geceleri insanlar odalarinin isiklarini yakiyor ve bu resimde gorunen renklerden dilediklerini secebiliyorlar. Yani gece, otelin doluluguna ve secilen renklere gore cephe degisik sekiller alabiliyor. Himm… kriterler biraz cokmus :p

  5. deniz deniz Says:

    Yaninizda ben varken hic korkmayin Vegas’tan… Ohhaaa o kadar harcanir mi? Der…. Hesap kitap islerine el atarim…. Ayca’yla Elcin ortak hesap tutma konusundaki becerilerimi paylasacaktir sizinle… Baktik parasal cokuntulere dogru surukleniyoruz… Kacariz Amerika’nin baska kosesine…. Ayrica sizi bosuna mi okuttuk, bas-goz ettik… Oturun, calisin, para kazanin… biz de harcamaniza yardimci olalim :) hahahah!!!!