Gigapedia ve Ingilizce nin yetersizligi

musa

Pazartrsi yazilarima kaldigim yerden devam ediyorum; zaman olarak sali gününe girmis bulunuyoruz. Evet ama hala uyumadigima göre ben bugünü hala pazartesi olarak kabul ediyorum.

Öncelikel bajsetmek istedigim konu gigapedia.com. Bir internet sitesi, wikipedia ile google in birlesmis hali gibi dursada, tam da öyle degil… uzun zamandir arayipta bulamadigim bir cennet aslinda. Hemen sayfaya gidip üye olmanizi tavsiye ediyorum, üye olduktan sonra “search” kismi çalismaya basliyor ve isin asil eglenceli kismida burada aslinda… Gigapedia korsan kitap sitesi aslinda. Evet, kesinlikle kitaplarin korsan olarak tüketilmesine karsiyim. Ama burada her çesit kitap var ve ben son dönemde muhtesem sesli kitaplar buluyorum. Özellikle dil ögrenmek için ya da avusturya ya geldigimden beri geri oldugumu düsündügüm telafuzum için…

Hepinize siddetle tavsiye ederim: gerçek bir cennet burasi!

Deniz den sonra bende e-kitap olayina fazlasiyla sarmis durumdayim. Türkçe kitaptan ümidimi kestim zaten de, Ingilizce kitaplarin da çok bulunmadigi -olanlarin kanimca pahali oldugu– bir ülkede yasadigim için, bir nevi kitap açligi çekiyorum burada. O yüzden arada, ekranda bile olsa, sayfalari çevirmek mutlu ediyor beni. Bu noktada Mobi yi tavsiye ediyorum, hatta pdf ten e-kitap formatina dönüstüren çeviri programida mevcut.  

Aksamimizin diger konusu birlesik kralligin dili üzerine: yillar boyu dünyayi fethederken her dilden kelime alan ingilizce de ne eksik, bilin bakalim?

Girlfriend ve Boyfriend eksik elbette! Ama sevgili anlami tasimayanlari, yani bir kizin erkek olan arkadasa sahip olmasi, ya da tam tersi ve diger olasiliklari. Benim ingilizcede en çok zorlandigim kisim he/she/it mevzu. Malum bizim dilimizde cinsiyet ayrima yok ve sadece “o” var. Bundan dolayi her/his ler birbirine giriyor sürekli ben agzimi her açtigimda.

Hatta bunu anlatirken hayatimin gafini yaptim: “There is no s3x in Turkey” gibi bir cümle kurdum (aradaki 3 ü google için koyuverdim, aklinizda olsun, bu anahtar kelime ile sayfamiza gelenler hüsran yasamasin sonra). Kurmam gereken cümle “there are no s3xes in Turkish” olacakti elbet ama iste epey bir süre muhabbeti döndü ve sanirsam devam da edecek 

Neyse, ingilizceye geri dönelim. Böyle bir dilde nasil arkadas kelimesinin karsilig olmaz, evet var “ friend” yani.. ama illaki he/she kullanmaniz gerekiyor bir sekilde: basina girl/boy eklediniz mi ise tamamen yanlis anlasiliyorsunuz. Hem de çoook yanlis!

Bu konuya nereden geldim hiç bilmiyorum, belkide izledigim “I love you, man” filminin etkisi olabilir.

Ilum

How I met your mother in Marshall i Jason Segel ve en az onun kadar basarili bir oyuncu olan Paul Rudd un basrolde oldugu bir erkek-romantik-komedisi. Amerikan sinemasinin klasik rom-kom larinin alisildik çizgisinin disinda iki erkegin arkadaslik hikayesini komik bir dille anlatan hos bir seyirlik. Ama seyirlik, bir sefer yeter bence. Evet oldukça eglendim filmi izlerken ama iste “eksik kalan birseyler var hep”… nedense amerikan sinemasinda bol bol hissettigim, avrupa sinemasinda ise bol bol karsilastigim o “insana dair” kismindan bahsediyorum.

Ister istemez filmden sonra kendi (erkek olan ve yakin olan) arkadas listemi gözden geçirdim. Daha dogrusu “dost” demeliyim çünkü benim asil tercihim hep bu yönde oldu. Iyi zaman geçirilecek arkadastan çok güvenebilecegim dostlari tercih ettim her zaman. Bu anlamda sanslida oldugumu düsünüyorum, çünkü ben her zaman tek olsun ama saglam olsun derken birden fazla oluverdi. Kafamda söyle bir resimleri gözden geçirdigimde güzel anilari canlandirdim hafizamda, eglendiim fazlasiyla.

Sonra degistigimi de anladim, yani beklentilerim düsüncelerim degismis. Dost olarak tanimladigim insanlar ile yillar içerisinde neler paylastigimi gözden geçirdimde… Ben oldum olasi hep iyi bir dinleyici ama kötü bir anlatici olmusumdur. Benimde konusmaya, paylasmaya ve anlatmaya basladiklarim ise dostlarim olmus. Simdi farkettim cidden

Eger dinlemek bir sanat ise, ben bir sanatçiyim. Çok iddiali oldum degil mi? Mükemmel degilim elbette ama karsimdakinin halinden anlarim en azindan. Bazilari gerçekten fikir almaya gelir, bazilari sirf anlatip konusmaya ve paylasamaya, bazilari ise sirf onay almaya… En zoru bu son sinifta olanlar. Çünkü belkide katilmayacaginiz bir konuda “evet haklisin” demenizi beklerler. Dogru mu, belki degil… ama karsimdaki sevdigim birisi ise ve “o an, ama sadece o an” duymak istedigi tek birsey var ise desteklerim. Belki tam olarak onunla ayni fikirde oldugumu söylemem ama en azindan “sinirler yatisincaya kadar” yaninda dururum.

Ben düstüm mü bu son anlattigim sinifa? Evet, iki farkli konuda dört farkli kisi ile. Karsimdaki(ler)in taa gözlerinin içine bakip gemileri yakmasini ve bana destek olmasini bekledim… sadece bekledim. Sonrasindaki hayal kirikligini ve yalnizlik hissini tarif bile edemem. Belkide böyle düsünmemin ve hareket etmemin sebebi de bu hissettiklerimdir.

Kendi kendimi tebrik ediyorum, gigapedia dan bu noktaya ulastigim için. Kafa sisirdiysem affola. Herkese tatli rüyalar simdiden.

musa nin son yazdıkları

One Response to “Gigapedia ve Ingilizce nin yetersizligi”

  1. deniz deniz Says:

    “friends” yerine “fellow” olmuyor mu? Ya da “friend” illa “girl” veya “boy”la mi kullaniyor. Ben friend diyip geciyom… ama fena ters koseye yatmissin “he-she” olayini aciklarkene!! :)

    yok valla bana “haklisin” falan deme… Nasilsa onu diyecek baska baska insanlar bulunur… Bence yuzume “sak” diye ne diyeceksen soyle… Balyoz etkisiyle kendime geleyim :) Ayrica ben birkac sefer daha okuyayim, yazacam baska baska yorumlar… Simdi “dan dun” seslerinden pek anlamiyorum okudugumu! :)