Yapilir mi bu bana!!!

deniz

Nereden baslasam anlatmaya… biiirrr koca hafta! Isitilmis konserve fasulyemi (Yasasin Kovboylar!!!) yerken bunu dusundum durdum. Pek garip bir haftaydi… Bakmayin bu sakin yazisima, iki saat once tavan yapmis olan kizginligimin yerini bir bosvermislik, bir bikkinlik aldi… Bu sakinlik de bunlarin kalintilari… Nerden baslasaaamm… En iyisi dogaclama bir giris yapayim artik olaylara…

Efendim bildiginiz uzere gecen yaz Ayca-Elcin-ben uclusu, Ispanya (Madrid, Barcelona) ve Portekiz (Porto, Lizbon) turu yapmistik. Bu turun tadi damagimizda kalmisti ve bu sene de benzer bi tur yapalim istedik. Her ne kadar Elcincagizimiz evlenme arifesinde oldugu icin turun cogunluguna katilamayacak olsa da… Bizim icin beraber gecirecegimiz zaman coklugu degil kalitesi olacaktir. Neyse planlar yapildi, Ayca-Elcin Almanya(Bonn’da) bir konferansa katilacaklardi, ben de Londra’dan onlara katilacaktim, sonrasinda ver elini Hollanda (Amsterdam, Roterdam) ve Fransa (Paris)! Ne yazik ki bu isler umdugum gibi gitmedi ve ben daha ilk kez Almanya Elciligi kapilarina varmamla sorunlar bas gosterdi. Oncelikle pasaportumu mumkun olan en uzun sureye uzatmami istediler… Tamam dedim, elimiz degmisken 5 sene uzattim. Arkasindan Turk Elciligine (tamamen benim hatam sonucu oldugunu dusunuyorum, o zamanlar sunum zamanimdi ve kafamda bir suru sey vardi.) pasaportumu postaya vermis, bu da benim Almanya Elciligine basvurumu geciktirdi. Pasaportumu aldiktan sonra Almanya Elciligine gitmeye yeltendigimde ise telefonla randevu almam istendi. Vakit kaybetmeden aradim ve bumm… Bana verilebilecek en yakin randevu tarihi temmuz sonu idi! Bana yapilan bu espriye nasil gulsem bilemedim, zira Almanya’daki kuzenimden gelen davet mektubunun suresi temmuz sonunda doluyordu! Neyse Ahh-vahh etme zamani degil dedim ve bu durumda ne yapabilirim diye dusundum. Aklima gelen en pratik cozum, baska bir Schengen Ulkesine basvurmak oldu. Neyse, gozume Belcika’yi kestirdim ve turistik amacli basvurumu, sabahin korunde vize basvuru ofisine yaptim. Bu ofis, Belcika, Italya, Ispanya gibi bircok ulkenin de basvurusunu kabul ediyormus. Basvuruyu yaptiktan sonra bekleme surecinin gecmesine kaldi butun is… Bu arada bos durmadim, bari buradayim dedim… doktora calismami hizlandirdim.

Gelelim dune… Dun baktim buradan Avrupa’ya cikis yok. Bari dedim bos durmayayim, su “National Insurance Number” zamazingosundan alayim. Internette azicik arastirdiktan sonra aramam gereken telefon numarasini buldum ve derin bir nefes alip numarayi aradim. Karsima cok tatli bir teyze cikti ve sasirtici bir sekilde cok guzel, tane tane konusuyordu. Boylece telefon gorusmesi korkumu yenip basladim derdimi anlatmaya… Bir 10 dakika karsilikli konustuktan sonra… nasil oldu hala anlayabilmis degilim… Bu donem kacak calisiyor konumuna dustum. Teyzecigim gayet sakin, bu numarayi aradigina gore amacin kacak calismak degil bence bir an once su numarayi ara… basin derde girmesin dedi. Ben hafif saskin, hafif “aldin mi basina belayi” tadinda guldukten sonra, soyledigi numarayi not ettim, arka arkaya tesekkur ettikten sonra telefonu kapatip, yeni verilen numarayi aradim… Vallahi bundan sonra kac degisik numarayi aradim, kac degisik insanla konustum bilemiyorum ama telefonda konusma fobimden eser kalmadigini soyleyebilirim… “National Insurance Number”i verecek olan Job Center, benden yazili bir calisma izni istiyor ve ogrenci vizem oldugu icin “Home Office”den bir sekilde calisma izni almam gerektigini soyluyor. “Home Office” ise ogrenci vizem oldugu icin haftalik 20 saate kadar calisma iznimin oldugunu soyluyor. Yazili olarak nereden bir belge alabilirim kimse soylemiyor… Tabii butun bu telefon konusmalarindan sonra isyan bayragimi actim ve bilgisayar basina dondum. Basladim arastirmaya… Sonuc olarak, iki e-posta adresi buldum, biri Job Center’dan digeri Home Office’den… Ikisine de derdimi ve ogrenci vize kopyami ve polis kaydimi yazili olarak ilettim. Home Office’den gelen cevabin icinde…

The student category of the Immigration Rules has been replaced by Points Based System Tier 4, with effect from 31st March 2009 – see above for details.
Unless their visa states otherwise, a person who is aged 16 or over, and  holds valid leave to enter or remain as a student or under Points Based System Tier 4, for 6 months or more, may undertake employment for:
*                20 hours per week during term time
*                Full time during vacation periods
A student must not engage in business, self-employment or the provision of services as a professional sports person or entertainer.  A student is not permitted to pursue a career by filling a permanent full-time vacancy.
You can continue working full time when your studies are completed for a period of four months or until your visa expires, whichever is sooner, whilst waiting for your examination results, prior to attending your graduation ceremony or before commencement of your new course.”

seklinde bir ifade geciyordu bunu da sonrasinda Job Center’a gonderdim. Sonrasinda bugun sabah Job Center’dan sesi cok tatli olan bir bayanla e-postalastik, sonrasinda konustuk ve yarina bir randevu ayarladik. Bu noktada ilk sorunumun bir parcasi hortladi tekrardan… Bu gorusme icin pasaportumun orjinaline ihtiyacim vardi. Neyse sansli oldugumu dusundugum bir gundu ve ben de sansimi zorlamaya karar verdim, pasaportumu almak icin “Vize Basvuru Merkezi”ne gittim. Elime tutusturulan sira numarasina bakip onumde yaklasik 100 kisinin oldugunu hesaplayinca biraz umidim kirildi ama ne kadar uzun surebilir ki bir kisinin pasaportunu vezneden almasi dedim. Sirami beklerken, etrafimdaki “Pakistan, Hindistan, Arab ve Cin” vatandaslarina bakip Avrupa Birligine ne kadar da yakiniz diye dusundum aci aci… Sonradan cogu insanin zarf icinde pasaportlarinin yaninda bir de ikiye katlanmis A4 kagidi aldiklarini fark ettim. Hmm sanirim tam o sirada ben bu vize isinde umidimi yitirdim! Neyse numaram duvarda yanip sondu, vezneye yanastim… elime bir zarf tutusturuldu ve topuklarimin uzerinde donup dogruca disari ciktim… Vee evet son dakikada fark ettigim gibi ilac prospektusu kivaminda 3 adet A4 kagidi da benim zarfimda vardi. Neden bilmem ben kocaman kirmizi bir damga bekliyordum pasaportumda, “REFUSAL” gibi birsey yazar diye dusunmustum. Sadece “su tarihte Belcika Elciligine basvurmustur.” yazili silik bir damga vardi bir sayfada… O kirmizi dangayi gormedigim icin belki ben yanlis anlamisimdir diye evirdim-cevirdim sayfalari… Ama A4’un ikiye katlanma izinin hemen ustunde yazan “… the decision to refuse the issue of a visa in …” aciklamasi, kucucuk de olsa yanan umut isigimi pofff diye sonduruverdi. O noktadan sonra 1 saat kadar sacma sapan saga sola yurudum, hani kendimde olsam, tamamen kaportasi tamamen “carbon fiber”dan yapilma BMW Z4 Coupe’yi durup daha da iyi incelerdim ya da Londra’nin en unlu Jazz Bari, Ronnie Scott’s Jazz Club’in onunden gectigimi fark eder, kapisindan iceri kafami uzatirdim… Ya da Foyles, Londra’nin en buyuk kitapcilarindan biri, icinde dolasirken “Carbonel” serisine de bir bakardim… Ya da Diet Cola diye aldigim seyin aslinda “Diet Coke Cherry” oldugunu fark ederdim (Kesinlikle tavsiye etmiyorum, ben begenmedim kiraz tadini!)… Acikcasi kendime gelmem, metroya binip bes durak gittikten sonra oldu. Bir an metronun camina vuran kaslari catilmis suratima bakinca… Ne kadar kizgin oldugumu anladim. Simdi o halimi dusununce, sanirim cok fazla anime seyrettim bu aralar, su sekilde hatirliyorum kendimi!

Angry Dee!!!

Hala inanamiyorum, sen kalk ODTU’den mezun ol. Ustune Yuksek Lisans’ini yap. Onla da yetinme… git LSE’ye Doktorana basla… Senin ne haddine Belcika, Hollanda, Fransa, gezme, tatil!!! Hani vize basvuru ucreti, yok servis ucreti konusuna giremiyorum bile… Onlari dusunsem su usteki arkadas geri donecek!

3 sayfalik ne yazmislar diye merak ediyorsaniz, cidden pek bisey anlamadim ama yazinin bir yerinde 30 gun icinde itiraz edebilirsiniz diyor. Haa nereye itiraz edebilecegim biraz mechul. Azicik arastirinca… yarisi Fransizca, yarisi Hollandaca bir sayfada cikmaza giriyorsunuz. Sayfayi bir sekilde cevirtirseniz, Bruksel’de bir yere basvurabileceginiz soyleniyor. Ama nedir basvuru sekli pek anlatilmiyor. Zira iki telefon hatti verilmis biri Fransizca digeri Hollandaca… Super otesi yani!

Hadi gene iyi yanindan bakalim, oturacam, adam gibi doktorama calisacam artik, gezide harcarim diye ozene bozene biriktirdigim param da cogunluguyla bana kalacak… Aman iyi iyi… hem hocam belki tatile gitmedim diye daha kolay izin verecek Turkiye gezime… Yok ama kusura bakmasinlar, bunca insan elini kolunu sallaya sallaya geziniyor dunyanin dort bir ucunda… bi bana calisiyor su ulke sinirlari, vize isleri… Tipimde bir yamukluk var diyecem ama… Ahhhh!!!!

deniz nin son yazdıkları

7 Responses to “Yapilir mi bu bana!!!”

  1. deniz deniz Says:

    Hmm bugunu de hemen not edeyim bu yaziya…

    Efendim, bugun yukarida dedigim gibi “National Insurance Number”imi almaya “Job Center”a gittim. Londra’nin dogusundan guneyine gecmek icin 3 degisik metro hatti kullanmaniz gerekiyormus, bunu da ogrenmis olduk! Neyse hem mucize websitesi “tfl.gov.uk”in yardim lari hem de “Job Center”dan benimle ilgilenen,e-postalarima cevap veren bayanin yardimlariyla gitmem gereken yeri kendi elcagizlarimla koymus gibi buldum. Giriste hemen randevu saatinizi, e-postayla gonderilen referans numaranizi ve ad-soyadinizi yazinca sizinle ilgilenecek memuru cagiriyorlar ve siz o memurlar masasina kadar gidiyorsunuz. Guya bir “interview” lafi geciyor ama, bana sorulan sadece dogum tarihim, ne zaman calismaya basladigim ve ne zaman okula basladigim oldu. Neyse ben memur arkadas yorulmasin diye fotokopilerimle gitmistim ama illa kendim cekicem diyince israr etmedim tabi.. Gerekli islemlerden sonra belgeleri kontrol etmek icin bir baska memura yonlendiriliyor evraklariniz, sonra islem bitince bir memur adinizi yuksek sesle soylemeye calisiyor… “DEEEEENNNIISSEEE or DDDEEE… hmm….EEYYYYKKKII…. hmmm… DDEEE…”, “Ok, ok, I’m here… Deniz…”, Hayir benim ismimde bu kadar zorlaniyorsa elin Rus’unu, Arap’ini nasil okuyor acaba?!?! Neyse iki hafta icinde numaram adresime yollanacak. Bu iste boyle halledildi yani…

  2. musa musa Says:

    Deniz ciğim, Türkiye ye dönüşte pasaportun ile birlikte sana kurşun döktüreceğim. Hiç mi hiç “red” almanı beklemiyordum açıkcası, çok şaşırdım. Bu avrupalılara sinir oluyorum, sırf bu yüzden. Sırplara serbest dolaşım hakkı verip bize bunu yapmalarını sindiremiyorum.

    Bir yandan da seni çok iyi anlıyorum; abd elçiliğinden red aldığımda bende çok fazla dağılmıştım. Bereket sevgili İpek yanımda idi, yalıncak yolunda arkamdan düşen parçalarımı toplayarak koşturmuştu canım benim. ama o günü hiç unutmam; nasıl bir hayalkırıklığı anlatamam.. avrupalılara anlatmak ta mümkün değil malesef: çünkü böyle birşey ile ne karşılaşmışlar ne de duymuşlar.

    Sakin olmanı diliyorum; yapacak pek birşey yok gibi görünsede. al klavyeni önüne ve içinden ne geliyorsa yaz; sonra da elçiliğin o sayfasındaki fax numarasına gönder. Tema olarak “hata yapıyorsunuz haberiniz olsunu” seçiver kendine. Oturma izni oldugum ülkeyi bırakıp sizde kaçak göçmen olacak değilim ya deyiver… Pozitif bir dönüş olur mu bilmiyorum ama… en fazla 1 saatini alır muhtemelen. Hatta yazdıklarını bana yolla tartışalım istersen. Çok da ciddiyim bu konuda; somut bir örnek var karşında.

    Anime resmine bayıldım canım ayrıca…

    Numara işini çözmüş olmana da çok sevindim.

  3. elçin Says:

    Merhaba Herkese,

    Blogunuzu yabancı bir sahıs olarak kullanıyorum ama burdan yazmak daha hosuma gitti:) Denizcim valla senden haber alamayınca baya telaş yaptık. Bu kız kesin haber verirdi bişi mi oldu acaba dedik:) Neise baya bişi olmuş ama sağlığın yerinde (keyfin yerinde diyemeyeceğim:)) olsuğu sürece sorun yok. Ben de yeni döndüm almanyadan. Pek bi yer gezmedim:) Ayça şimdi turuna devam ediyor. Benim de evlilik telaşlarım başladı. Evimi yerleştiriyorum. Bi taraftan da sactı makyajdı onların randevularını halletmem gerekiyor. Valla Burçinciğimin hakkıını ödeyemem bana bu konularda çok yardımcı oldu. Burdan Günseliye söylüyorum Burçini evlilik danışmanın olarak ata. Herşeyi çok güzel yapıyor:) Hele benim gibiler için nimet niteliğinde. Denizcim cok özledim seni. Düğüne geliyorsun değil mi? Gelmeni çok istiyorum. Öpüyorum.

  4. deniz deniz Says:

    Canim vallahi tum olay gecen haftanin sonunda oldu. Yani reddimi alir almaz yazdim, size de haberi boyle ileteyim dedim.

    Dugune gelmeme gibi bir durumum yok canimcim… Iki elim kanda olsa gelirim hic merak etme…

    Burcin zati bundan sonra bizden hic kurtulamaz bu konularda… Zira sikayetci olacagini da pek sanmiyorum. :) Yalniz seneye su beraber gezme olayini hayata gecirelim, kocalarinizi da alir gelirsiniz ben anlamam… Haa bana gezi tarihini kesin olarak 90 gun once soyleyin ki 89 gun kala gezme tarihine, oyle basvuracagim vizeye! Onumuzdeki sene bekarlarin bekar kalacagini dusunuyorum. Hmm Ayca, Ipek ve Musa sasirtmazsa beni!!! Neyse ben simdiden hayal kurmaya baslamayayim, sonra olmayinca hayalkirikligi fazla oluyor!

  5. musa musa Says:

    Sevgili Elçin, yazdığım yorumdaki “yabancı” kelimesi rahatsız etti beni sadece onu söyleyim hemen!

    Ne yani şimdi: seneye “kocasını getirene…” şeklinde bir kampanya mı var? Ona göre plan yapayım bende :)

  6. deniz deniz Says:

    Ne azarliyon kizi!!! Kibarlik yapayim demis Elcin’im! :) Vallahi yoksa bilir Elcin yabanciliktan cok uzak bir sahsiyet! Zira kendisi de bizim gibi Insaat’in icine sizmis birisi!!! :) Di mi kiz! 😛

    Canimcim senin plan yapmana gerek yok… Senin koca adaylarin belli ya ben ya Ipek!!! 😀 Haa ikimiz birden olursak vay haline!!!

  7. musa musa Says:

    Ne azarlaması bre… ben yabancı hissetmesin diye yazdım onu… “one minute” diyorum size efendim :) Lütfen çarpıtmayalım yazdıklarımızı 😛

    Amanın: yandım desenize :) Ben elimin altındaki birleşmiş milletlerin minik haline daha bir alıcı gözle bakayım o zaman :)