“Dare to read it aloud!” :)

deniz

Acikcasi koskoca evin daha once bu kadar cok konustugunu farketmemis olmam sasirtici! Yillarin – daha dogrusu yuzyillarin – verdigi bir bilgelikle daha az konusur saniyordum ev, ama yanilmisim. Daha cok romatizmalarindan sikayet eden, kendi sesini bile duyamayan bir yasli gibi bu gece, Elm Sokagindaki bu ev! Bulundugu sokaktan dolayi biraz korkutucu olmasi beklenir di mi etrafin? Bence tam aksine… her evin huysuz homurdanislarina ragmen sakin, huzurlu bir geceyi selamliyor bu sokak… Ara ara seri ve sert adimlarla yuruyen insanlarin ayak sesleri yankilaniyor. Onun disinda pencereyi sabirsizca tiklayan bir agacin sesi… ve sahip oldugu her tahta parcasindan sikayetci evin sesi…

Hmm… tatli bir huzur… Azicik gozlerimi kapatip evin sakin, nefes alisverisini dinlemenin tam sirasi… Kimbilir cok iyi odaklanabilirsem karsimdaki kitaplardan birkac ses de duyabilirim. Azicik dikkatimi verebilirsem, belki kelimeler kendiliginden fisildanmaya baslar bana… Azicik gayret… azicik… Belki de once bildigim hikayelere odaklanmali? Ve once kelimeleri gozu kapali gormeyi istemeli… Azicik gayret… Ve belki, Edward Cullen’in o cok guzel el yazisiyla bi not…

” I’ll be back so soon you won’t have time to miss me.

Look after my heart – I’ve left it with you.”

Veee biraz daha duymaya odaklanirsam homurtular arasindaki sesleri… Bella ve Edward’in sesleri birbirine karisir…

“No! Edward, look at me!”

“I can’t believe how quick it was. I didn’t feel a thing – they are very good. “Death, that hath sucked the honey of thy breath, hath had no power yet upon thy beauty,”. You smell just exactly the same as always, so maybe this is hell. I don’t care. I’ll take it.”

Bambaska bir ses karisiyor homurtulara… Uyari dolu, endiseli bir ses… Mo’nun sesi…

“Go on, admit it, the book whispers its story to you at night.”

Ve ne oldugunu anlayamadan bir suru ses kafamin icinde… Saniyorum yanlis kitabin seslere daldim. Cok kalabalik, cok gurultulu bir kitap…

Books-of-mine

Hmm… Kitaplardaki dunyamdan cikip da gercek hayata merhaba diyecek olursak, Londra’da havanin gunluk guneslik olmasini nehir kenarinda kucuk gezintiler yaparak gecirdim bu hafta! Genellikle bu geziler benim ennn sevdigim Londra sokaklarindan birinde sonlandi… Charing Cross… Londra’nin eski ve antika kitaplarinin satildigi sokak… Adina filmler yapilmis, kitaplar yazilmis! Boyle guzel bir gunde gene klasik yuruslerimden birini yaparken kendimi birden kapisinda “Henry Pordes Books” yazan bir kitapcinin icinde buldum. Ne kadar zaman harcadim bilmiyorum ama kendime geldigimde, yere bagdas kurmus, kucagimda -sonradan ogrendim- antika degerinde bir “Robinson Crusoe”un sayfalarina dalmisken buldum. Hemen yani basimda satin almak icin dizdigim kitaplardan olusmus bir dag vardi. Saniyorum en hizli kizarmami o gun o kitapcida yasamis olabilirim. Kitapci amcamin hafif bir gulumsemesiyle benim yerden kalkma cabalarim, yanimdaki kitap dagcigini hafif bir sarsmam… Durumu toparlamak icin soyledigim abartili…

“You have a wonderful place, I fell in love with it!”

Ve amcamin hafif kikirdayarak soyledigi…

“Yeeahhh, I can see it! You’re always welcome!”

Sonra su resimde sol alt kosede gordugunuz kitaplari kucaklayip evime dondum. Saniyorum yolda hala kitapcidaki halime gulumsuyordum. Kitaplarima uzun uzun baktim, oksadim… Guzel guzel raflarima yerlestirdim. Vee o sirada gozume kitaplarim ilk defa daha bir degisik gozuktu. Oncelikle anlamadim ama… sonra biraz dusununce… kendimi Ingiliz Edebiyatinin donemlerine bakarken buldum. Elizabeth doneminin Shakespeare’i, Romantik Akiminin Jane Austen’i ve agirlikli olarak Viktorya doneminin Thomas Hardy’si, Emily Bronte’si, Lewis Carroll’u. Saniyorum bir kez daha anladim o gun… Edebiyat ya da kutuphanecilik falan okumaliymisim ben diye! Kendimle dalga gecmek istercesine Oxford Universitesinin Edebiyat Lisans programina baktim. Ikinci kez hayata gelirsem direkt basvurcagim okul olacak Oxford! :) Garip bir tesaduf sonucu da o cok begendigim Twilight serisinin yazarinin da Viktorya doneminden cok etkilendigini ogrendim. Gordugunuz gibi Oxford’a gidersem uzerinde calisacagim donemi bile sectim :)

Kitap serilerimi -Twilight ve Inkheart’tan bahsediyorum- bitirdim, simdi cocuklugumdan pek hizlica cikmak istemiyorum, o yuzden, kendimi yatmadan once masallar okuyarak ruyalara birakiyorum. Grimm kardesler sagolsunlar bu konuda inanilmaz eglenceli hikayelere sahipler. Ayrica su aralar internette Tim Burton-Johnny Depp super ikilisinin “Alice in Wonderland” filmine ait bazi resimler dustu, inanilmaz guzel birsey olacaga benziyor… Hazir olun! Lewis Carroll bu hikayeyi yazarken Tim Burton gibi bir yonetmenin elinde nasil sekillenebilecegini dusunmus mudur dersiniz? :)

P.S: Resimlerde gordugunuz dosyayi merak ediyorsaniz… Twilight serisine ait o dosya! Kitabin yazarinin internet sayfasina bakarsaniz (ki kitabi okumadan bakmanizi onermem-spoiler- durumlari olabilir), kitaba yonelik bazi ilave yazilar yazmis oldugunu gorursunuz. O dosyada da, daha once bahsetmis oldugum “Midnight Sun” ve o notlara ait kagitlar var.


deniz nin son yazdıkları

9 Responses to ““Dare to read it aloud!” :)”

  1. musa musa Says:

    Bir perşembe gecesi yine “hanimiş bugünün yazısı” diye bir parmağım refresh e takılı kalmış iken ne güzel böyle bir yazı ile karşılaşmak :)

    Hepiciğinden bende istiyorum söyleyim en başatan; bayıldım bayıldım… içinde kaybolacağım bir kitapçı bulmak için neler vermezdim şimdi!

    İpek kızıma da zamanında söylemiştim sana da söylüyorum güzelim; bu kitapları birgün ülkene taşımak isteyeceksin: bavul bavul götüreceğiz ya sonunda. İpek 4 senedir dost tan taşıyıp duruyor ve ben de her seferinde aynı şeyi düşünüyorum. Ne sorunlu adamım aman tanrım. Şimdi de senin kitapları düşüneceğim; ah ki ah…

    Alice harikalar diyarında yı bende bekliyorum, birde Pixar ın yeni filmi Up ı, ve elbette önümüzdeki cuma vizyona girecek Buz Devri 3 ü… hayat güzel değil mi?

    Benimde aklıma zamanında ODTÜ kütüphanesinde bulduğum eski mi eski ama resimli hobbit kitabı geliverdi; nasıl bir hazine idi benim için. 2 haftalık alıp antalya yolunda okumuştum; ne büyük zevk anlatamam.

  2. deniz deniz Says:

    Valla tasima zamanina daha cok var… Simdiden dusunmeye gerek yok! Donus zamani neler neler alir-geri veririm kimbilir?!? Ama bu resimdekileri elimde tutacagim kesin. Seve seve paylasirim canim seninle kitaplarimi!

    Vallahi haklisin benim persembe yazilari, persembeden cok cumaya ait gibi duruyor. :) Erken baslamam lazim yazilara! Ama ne yapayim, evde tek basima olucagim bir hafta-on gun kadar. Hmm hos bu haftasonu ev sahibim gelecek ama cok kalmayacak. Evdeki sessizligin ve huzurun tadini cikarirken zamanin ucunu kacirmisim farketmeden.

    Hmm super filmler var gibi onumuzdeki donemlerde… Pixar gene agzimizi acik birakacaktir… Ice Age 3’u de keske kendi “Sid”imle birlikte seyredebilseydim :(

  3. gunseli Says:

    Simdi sacma olacak ama…. “thy” ne demek yahu?

  4. deniz deniz Says:

    Cevap veriyorum:

    Eski Ingilizce’de (yani Incil’de falan bol bol gecer bu kelime)

    thy – your – senin anlamina gelir. Ilave bilgi olarak ekleyeyim:

    thou – you – sen,
    thee – you – seni,
    thy – your – senin,
    thine – yours – seninki,
    thyself – yourself – kendin

    Nasil iyi calismisim di mi dersimi? :)

  5. musa musa Says:

    Allah sizi bildiği gibi yapsın :)

    Ben ki saat gecenin 3:23 ünde evime ulaşmışım; şarap, tekila, uzo içeren bir karışım ile maillerimin başına oturmuşum ve hala thy nin ne oldugunu hatırlıyorum!

    efendim türk hava yolları demek; hani kanatlı ve uçan teyyareler var ya :)

    Biliyorum, pazartesi değil salı oldu ama benim yazı yazmam için önce ayılmam lazım…….
    Biraz kahve belkide içinde azıcık baileys lazım bana :)

  6. deniz deniz Says:

    Puuu… ayyas seni… nerede yazi haaa!!! Musa yazilidan notunu kiricam haberin olsun! :)

    Yani simdi bu Turk Hava Yollarini nasil yukaridaki paragrafa uyarlayacagiz soyler misin? “Turk Havayollarinin nefesindeki tatlilik… gibi birsey oluyor sanirim :)

  7. deniz deniz Says:

    Hem yaziyi okuyacagim diye bu kadar saat ayakta kaldim… Peh… Refresh… Refresh… nereye kadar 😛

  8. musa musa Says:

    Geldi yazı canımın içi.. kusura bakma bu kafayla ancak çıkabildi :)

    Çok özür dilerim!!!
    Amanın, tarihe geçtim…
    Ben sarhoşken bu sayfaya bir daha yorum yazmayım en iyisi. Ben kendi yazımla karıştırdım.. hatta kendi blogumdaki yazı ile… :)
    Cidden yukarı bile bakmadan thy = türk havayolları dedim geçtim ya, bir ömür boyu dalga geçersiniz artık benimle.

    Yok benim daha çok kahveye ihtiyacım var ya da uykuya :)

  9. 5eşi b1r yerde » Blog Archive » Austen’den izlemelikler Says:

    […] Complete Novels” kitabi aldigimdan bahsetmistim (Suradaki yazida gorebilirsiniz kitabi: http://5i1yerde.biz/2009/06/26/dare-to-read-it-aloud/) Neyse efenim, ben bu kara kapli kitabi bitirmeyi basardim 1 ay kadar once. Jane Austen zamaninda […]