Archive for June 26th, 2009

“Dare to read it aloud!” :)

Friday, June 26th, 2009

Acikcasi koskoca evin daha once bu kadar cok konustugunu farketmemis olmam sasirtici! Yillarin – daha dogrusu yuzyillarin – verdigi bir bilgelikle daha az konusur saniyordum ev, ama yanilmisim. Daha cok romatizmalarindan sikayet eden, kendi sesini bile duyamayan bir yasli gibi bu gece, Elm Sokagindaki bu ev! Bulundugu sokaktan dolayi biraz korkutucu olmasi beklenir di mi etrafin? Bence tam aksine… her evin huysuz homurdanislarina ragmen sakin, huzurlu bir geceyi selamliyor bu sokak… Ara ara seri ve sert adimlarla yuruyen insanlarin ayak sesleri yankilaniyor. Onun disinda pencereyi sabirsizca tiklayan bir agacin sesi… ve sahip oldugu her tahta parcasindan sikayetci evin sesi…

Hmm… tatli bir huzur… Azicik gozlerimi kapatip evin sakin, nefes alisverisini dinlemenin tam sirasi… Kimbilir cok iyi odaklanabilirsem karsimdaki kitaplardan birkac ses de duyabilirim. Azicik dikkatimi verebilirsem, belki kelimeler kendiliginden fisildanmaya baslar bana… Azicik gayret… azicik… Belki de once bildigim hikayelere odaklanmali? Ve once kelimeleri gozu kapali gormeyi istemeli… Azicik gayret… Ve belki, Edward Cullen’in o cok guzel el yazisiyla bi not…

” I’ll be back so soon you won’t have time to miss me.

Look after my heart – I’ve left it with you.”

Veee biraz daha duymaya odaklanirsam homurtular arasindaki sesleri… Bella ve Edward’in sesleri birbirine karisir…

“No! Edward, look at me!”

“I can’t believe how quick it was. I didn’t feel a thing – they are very good. “Death, that hath sucked the honey of thy breath, hath had no power yet upon thy beauty,”. You smell just exactly the same as always, so maybe this is hell. I don’t care. I’ll take it.”

Bambaska bir ses karisiyor homurtulara… Uyari dolu, endiseli bir ses… Mo’nun sesi…

“Go on, admit it, the book whispers its story to you at night.”

Ve ne oldugunu anlayamadan bir suru ses kafamin icinde… Saniyorum yanlis kitabin seslere daldim. Cok kalabalik, cok gurultulu bir kitap…

Books-of-mine

Hmm… Kitaplardaki dunyamdan cikip da gercek hayata merhaba diyecek olursak, Londra’da havanin gunluk guneslik olmasini nehir kenarinda kucuk gezintiler yaparak gecirdim bu hafta! Genellikle bu geziler benim ennn sevdigim Londra sokaklarindan birinde sonlandi… Charing Cross… Londra’nin eski ve antika kitaplarinin satildigi sokak… Adina filmler yapilmis, kitaplar yazilmis! Boyle guzel bir gunde gene klasik yuruslerimden birini yaparken kendimi birden kapisinda “Henry Pordes Books” yazan bir kitapcinin icinde buldum. Ne kadar zaman harcadim bilmiyorum ama kendime geldigimde, yere bagdas kurmus, kucagimda -sonradan ogrendim- antika degerinde bir “Robinson Crusoe”un sayfalarina dalmisken buldum. Hemen yani basimda satin almak icin dizdigim kitaplardan olusmus bir dag vardi. Saniyorum en hizli kizarmami o gun o kitapcida yasamis olabilirim. Kitapci amcamin hafif bir gulumsemesiyle benim yerden kalkma cabalarim, yanimdaki kitap dagcigini hafif bir sarsmam… Durumu toparlamak icin soyledigim abartili…

“You have a wonderful place, I fell in love with it!”

Ve amcamin hafif kikirdayarak soyledigi…

“Yeeahhh, I can see it! You’re always welcome!”

Sonra su resimde sol alt kosede gordugunuz kitaplari kucaklayip evime dondum. Saniyorum yolda hala kitapcidaki halime gulumsuyordum. Kitaplarima uzun uzun baktim, oksadim… Guzel guzel raflarima yerlestirdim. Vee o sirada gozume kitaplarim ilk defa daha bir degisik gozuktu. Oncelikle anlamadim ama… sonra biraz dusununce… kendimi Ingiliz Edebiyatinin donemlerine bakarken buldum. Elizabeth doneminin Shakespeare’i, Romantik Akiminin Jane Austen’i ve agirlikli olarak Viktorya doneminin Thomas Hardy’si, Emily Bronte’si, Lewis Carroll’u. Saniyorum bir kez daha anladim o gun… Edebiyat ya da kutuphanecilik falan okumaliymisim ben diye! Kendimle dalga gecmek istercesine Oxford Universitesinin Edebiyat Lisans programina baktim. Ikinci kez hayata gelirsem direkt basvurcagim okul olacak Oxford! :) Garip bir tesaduf sonucu da o cok begendigim Twilight serisinin yazarinin da Viktorya doneminden cok etkilendigini ogrendim. Gordugunuz gibi Oxford’a gidersem uzerinde calisacagim donemi bile sectim :)

Kitap serilerimi -Twilight ve Inkheart’tan bahsediyorum- bitirdim, simdi cocuklugumdan pek hizlica cikmak istemiyorum, o yuzden, kendimi yatmadan once masallar okuyarak ruyalara birakiyorum. Grimm kardesler sagolsunlar bu konuda inanilmaz eglenceli hikayelere sahipler. Ayrica su aralar internette Tim Burton-Johnny Depp super ikilisinin “Alice in Wonderland” filmine ait bazi resimler dustu, inanilmaz guzel birsey olacaga benziyor… Hazir olun! Lewis Carroll bu hikayeyi yazarken Tim Burton gibi bir yonetmenin elinde nasil sekillenebilecegini dusunmus mudur dersiniz? :)

P.S: Resimlerde gordugunuz dosyayi merak ediyorsaniz… Twilight serisine ait o dosya! Kitabin yazarinin internet sayfasina bakarsaniz (ki kitabi okumadan bakmanizi onermem-spoiler- durumlari olabilir), kitaba yonelik bazi ilave yazilar yazmis oldugunu gorursunuz. O dosyada da, daha once bahsetmis oldugum “Midnight Sun” ve o notlara ait kagitlar var.