Bir yaban mersini hikayesi

Efendim biliyorsunuz, hersey bir kis gunu, Londra’da sokak sokak dolasmaktan ayaklarimiza kara sular inmisken, “Pret A Manger”a girmemizle basladi. “Double Berry Muffin” ile tanistik, karsilikli olarak birbirimizi yedik bitirdik diyebiliriz. Cunku siz boyle muffinleri anlatirken benim burada icimi bir seyler kemiriyor. Sonuc olarak baktim ki dukkanlarda yok bu leziz varlik, dedim kendim yapacagim. Internet kazan ben kepce muffin tarifi ararken, aslinda ilk bakmam gereken, fakat tabii ki son baktigim yer olan “Pret A Manger” sitesinde buldum kendimi. Bunu da biliyorsunuz. Ve iste bu noktada ikinci soku yedim. “Berry” dedigimiz sey bogurtlen degil yaban mersini imis. Peki kimmis bu yaban mersini? Nerede bulunurmus? Adi gibi Mersin’den mi gelmis? Ustunde durmadim… isim gucum var benim.

Lakin gecen hafta annem geldi. Beraber Ankara’daki yengemlere gittik, gecen carsamba gunuydu. Havadan sudan baslayan konusma sonunda carsiya pazara geldi. Benim de aklima tekrar yaban mersini geldi. Cunku dukkan dukkan meyveyi soran ben, pazara gidecek vakti bulamamistim. Annem ve yengem bana biraz bos bir bakis attilar ki anladim, yaban mersinini onlar da tanimiyordu. Simdi beni dusunun… muffin icinde patlamis, dagilmis bir meyveyi sadece internetten gordugum resimlerden taniyorum. Ve bu resimler nedense siteden siteye fark gosteriyor. (bkz. Google) Neyse… cabaladim anlatmaya. Ama bakislarda hala ayni saskinlik vardi. “Neyse…” dedi annem, “pazara bakalim. Ankara’yi bilmem ama bizim Izmir’de degisik seyler getiriyorlar pazara. Mesela gecen hafta kuru uzum gibi bir sey vardi. Kilosu 38TL idi. Millete bir degisik geldi, her gelen tadina bakti. 38TL kilosu, adamcagiz zarar etti herhalde.”

Ertesi gun, yani persembe, bizim 100.Yil pazarinin kuruldugu gun. Annem “bos bos oturmayayim evde” demis, kalkmis pazara gitmis. Saat 10-10:30 gibi bir telefon geldi bana. Annem “Günseli, o yaban mersini nasil bir seydi? Kara kuru bir sey mi?” “O kurutulmus olani olabilir anne” (kurusu da varmis yaban mersininin) “ama bana tazesi lazim, tarif oyle”. Arkadan pazarcinin sesi geliyor, “abla yaban mersini dedigin bu, yeni mahsulun kurusu bu.” Annem “tamam tamam, sana biraz ornek getireyim kizim. Bu ise sayet, haftaya gelir kendin alirsin.”

Aksami annem geldi oturdu yanima. “Goster bakalim neye benziyormus su yaban mersini.” Tabii tekrar Google acildi, arama yapildi. “Himm… bizim pazarda gorup de kuru uzum dedigim bu yaban mersiniymis” dedi annem. Burada biraz daha ucuzmus, 35TL mi ne idi fiyati. Ama dedim ya, bana tazesi lazim. Annem “mevsimi gecmistir belki, bak kurutmuslar yeni mahsulu” diye ekledi. Sonra tekrar resme bakti, bir de dondu bana bakti. “Nerede yetisiyor bu? Baban bir kara yemistir anlatir durur hep. Rize’de yetisiyor cikarsa hic sasirmayacagim.” Arastirdik ki ne gorelim. Efendim, yaban mersini, guzide Karadeniz Bolgemizin dogu illerinde, yuksek fundalik ve ormanlik alanlarda yabani olarak yetismekteymis. Actim telefonu babama sordum. Yaban mersinini bu zamana kadar sordugum onca insan arasinda, saticilar bu gruba dahil degil, sadece babam tanidi meyveyi. Kara yemis o degilmis. Yaban mersini de varmis Rize’de, ama o farkli bir bitki imis. Ben hala kara yemisin, yaban mersininin turlerinden biri oldugunu saniyorum.

Durmadim, arastirmaya devam ediyorum. Epey sifali bir meyveymis, Pazar payi sektorel bazda cok (pastaneler, baharatcilar, vb.) ama anladigim perakende pek bulunmuyor. Cunku ulkemizde pek yetistirilmiyor. Ihtiyacin cogu ithal ediliyormus. 19 Mayis Universitesi yetistirilmesini yayginlastirmak icin projeler yapiyormus, Rize ve Trabzon topragi ile bu meyve icin bicilmis kaftanmis. Ben konuyu babama actim, onay aldim. Bana memleketten 3-4 donum bir yer ayarlayacak, pilot bolge olarak. 19 Mayis Universitesi ile bu aralar gorusecegim, en uygun zamanda dikime basliyorum.

Hayir saka yapmiyorum. Gayet ciddiyim.

gunseli nin son yazdıkları

10 Responses to “Bir yaban mersini hikayesi”

  1. ipek neşe ipek neşe Says:

    Ilahi Gunseli, pek eglendim, arastirmaci kisilik olararak pek guzel bilgi toplamissin, bilginin temel kaynaginin da babandan gelmesi hosmus yani:) Bu arada bizim is sektorleri artiyo, yalniz bu yaban mersini yetirstirme projesine ben de girmek istiyorum, uzerine bi de arastirma yazaprim sonra da makale yazarim, sonra da yetisen muffin leri bizin Deniz kizim la acacagimiz pastane de hem yer hem de satariz:P

  2. deniz deniz Says:

    Butun gece sabaha kadar sinav kagidi okumus, sadece 2 saatlik uykuyla Londra metro greviyle bogusmus, ogleden sonra eve varinca oldugu yerde uyuyakalmis ve anca uykulu gozlerini acmayi basarmis biri olarak… Herhalde ruyam devam ediyor dedim! Yani “Blueberry yukari, blueberry” asagi derken… ruya olmasi gayet mantikli gelmisti.

    Vay bea… Yaban Mersini imparatorlugu kuracagiz desene… Bak demedi demeyin… bu bizim kivi isine benzemez… Simdi bu fikri sakli tutuyoruz, en kisa zamanda basliyoruz ekmeye!!! :)

    Yani bilsem cantanin icinde dumduz olmayacaklarini, aticam cantaya gelirken!

  3. musa musa Says:

    ilahi Günseli…

    Akşam akşam güldürdün beni, sen de bol bol gülesin :)
    Blueberry çıka çıka rizeden çıktı ya; hem de tadına bakmış baba da buldun ya.. helal olsun sana diyorum.

    Sonunda bende balıkçı olacağım bu gidişle ya.

    Deniz ciğim, sende kap tohumundan getir gelirken, madem tarla hazır… yazın başlarız ekmeye. Bugün nasıl okula gittin, hepimiz merak ediyoruz.

    Pastane mi dedi birileri?

  4. deniz deniz Says:

    Hmm okula gitme olayimi persembeye sakliyorum. Ne kaldi ki surada demeyin.. Daha yarin da okula gitmem lazim… O surede neler olur neler 😀

    Pastaneye cok once karar vermistik biz yaa… Simdi goruldugu uzere menumuzu olusturuyoruz :)

  5. gunseli Says:

    Hersey sirayla… Planim soyle, once 19 Mayis Universitesi’ni arayip yaban mersini yetistiricilerine ne olcude destek olduklarini soracagim. Belki tohum temin ediyorlardir. Asil hangi rakimda hangi cinsin nasil toprakta yetistigini soylerlerse isim kolaylasacak. Sonra memlekete gidip yaban mersini yetistirmeye olasi yerlerden toprak ornekleri almak ve etud yaptirmak lazim. Su veya bu sebeple bu sene gideriz zaten memlekete. Yere ve cinsine karar verdikten sonra 19 Mayis Universitesi’ni tekrar arayip bakim ile ilgili bilgi almam lazim. Ben orada olmayacagima gore bakalim yarici bahce bakimini halledebilecek mi? Arada ugramak bir yana, 3-5 fide icin tasinacak degilim ya :) Tohumu universiteden temin edemezsem sayet internette satici, daha dogrusu tohum ithal edenler var. Tabii bu arada bir ufak arastirma daha lazim, anlayalim hakikaten alicisi var mi bu meyvenin. Elimizde kalirsa sonra her birimizin midesinde muffin agaci cikar. Aslinda market acisindan cok endisem yok. Yaban mersini en iyi antioksidanlardanmis. Biliyorsunuz, bu antioksidanlar, detokslar falan bu aralar epey revacta. Merak etmeyin pastanenin ihtiyacini da en iyi mahsulden ayiririz. :)

  6. musa musa Says:

    Alkış seslerim geliyor mu?
    Tebrik ediyorum Günseli, müthişsin cidden. Bu kadar niyetlendiğini yeni anladım.
    Antalya da tohum ithal eden yabancı menşeili bir şirket biliyorum, birde jurimde Ankara Ziraat ten çok ama çok süper bir hocam vardı… aklında olsun.
    Birde siz Gebeş Mimariye “Gıda” kısmını eklemediyseniz hala, işte şirket adı “Yabanberi”
    Nasıl?

    Bende gidip yemelik bir araştırma yapayım, burada markette satıyorlardır muhtemelen.

  7. gunseli Says:

    Valla bugun rengimi iyice belli ettim. Bahcecilik isine atilicam, mimarligi hobi olarak yapacam. Nasil olsa mimariden para kazanamiyorum, ustelik sinir stres yapiyor bunyede. Hem toprakla ugrasmak negatif enerjiyi de alir, degil mi? :)

  8. deniz deniz Says:

    Na..haaa… Simdi gercekciligini yitirdin gozumde! Yok mimarligi cok sevdiginden falan degil… Sen kimmmm… toprakla ugrasmak kim…. Sen toprakla ugrasacaksin, stres atacaksin da etrafindakiler nasil stres olacak kim bilir! Hanim hanimmmm… O toprak dedigin, bortu-bocekle dolu… Oyle uzaktan bakmayla… elini soyle bir sallayip, surayi da iki kazin demeyle olmaz o isler! Yani acirim , olan gene sahalarda surunecek olan Muzaffer’e olur :)

    Yani cocuklugu, toprakta surunmeyle gecmis, her bi sekilde kendini yaralamayi basarmis biri olarak… senin de cici cici, salina salina gezdigini biliyoruz. Ama ben anladim planini… Sen gene elinde fotograf makinesi… Durun fotografciniz geciyor, kesici aletlere dikkat edin aman aman diyeceksin… Biz essek gibi toprak eseleyecegiz, falan filan! Babasinin kizi!!! Babam da bi kucucuk yazlik bahcesinin cimlerini bicmeye kalkardi… Arkasinda annemle ben nefes nefese kalirdik!!! :)

    Yalniz icine bir doktora ogrencisi kacmis galiba… Nasil bir arastirma yapmaktir bu ayol!!! Resmen gozlerim yasardi. :)

  9. gunseli Says:

    Peh! Sen oyle san. Onu da yapariz cicim. Simdi de guya mimariz ama ameleden farkimiz mi kaldi. Ustelik amele dedigin gunluk yevmiyesini alip yaptigi isin tasasindan derdinden siyiriyor. Hem ahanda yazdim yukari, genel bakimi yariciya yikacam. Mahsul zamaniydi, ozel gubreleme donemiydi, budamaydi… ne ise artik gidip basinda durmak gerekecek tabii. Gitmisken 2 capa da atarim, zaten pilot bolge, kac agac olur ki? O ara karsima cikma.. dikmiyeyim fidan diye seni de oraciga. :)
    Yaziyorum yaziyorum… Icraata basladigimda gorusuruz. :)

    Musa… fiyat kac orada? Ona da bir bakiver. 😉

  10. ipek neşe ipek neşe Says:

    Benim icin bortu tamam ama bocke kismi biraz dusundurucu, hiimm..ama yine de artik fenalik gelmis poppmun uzerine oturarak geirdigim doktora ogrenciligi hayatimdan acayip bir gecis yapmak icin birebir olabilir. Dolayisiyla ben mimarlik, muhendislik, vb. birakip bu toprak isine girmeye pek gonulluyum. Olmazsa iste 19 Mayis Universitesi nde gonullu calisiriz, alistik zaten parasiz iscilige, heki de arada muffin yetistirmis oluruz:) Hem de dogaya hizmet etmis oluruz, super olur bence:) Evet evet bence kesin bu ise girelim, sonra arazinin hemen yanina da bizim pastaneyi acalim, ohh daha ne isterim:)