Archive for June 10th, 2009

Bir yaban mersini hikayesi

Wednesday, June 10th, 2009

Efendim biliyorsunuz, hersey bir kis gunu, Londra’da sokak sokak dolasmaktan ayaklarimiza kara sular inmisken, “Pret A Manger”a girmemizle basladi. “Double Berry Muffin” ile tanistik, karsilikli olarak birbirimizi yedik bitirdik diyebiliriz. Cunku siz boyle muffinleri anlatirken benim burada icimi bir seyler kemiriyor. Sonuc olarak baktim ki dukkanlarda yok bu leziz varlik, dedim kendim yapacagim. Internet kazan ben kepce muffin tarifi ararken, aslinda ilk bakmam gereken, fakat tabii ki son baktigim yer olan “Pret A Manger” sitesinde buldum kendimi. Bunu da biliyorsunuz. Ve iste bu noktada ikinci soku yedim. “Berry” dedigimiz sey bogurtlen degil yaban mersini imis. Peki kimmis bu yaban mersini? Nerede bulunurmus? Adi gibi Mersin’den mi gelmis? Ustunde durmadim… isim gucum var benim.

Lakin gecen hafta annem geldi. Beraber Ankara’daki yengemlere gittik, gecen carsamba gunuydu. Havadan sudan baslayan konusma sonunda carsiya pazara geldi. Benim de aklima tekrar yaban mersini geldi. Cunku dukkan dukkan meyveyi soran ben, pazara gidecek vakti bulamamistim. Annem ve yengem bana biraz bos bir bakis attilar ki anladim, yaban mersinini onlar da tanimiyordu. Simdi beni dusunun… muffin icinde patlamis, dagilmis bir meyveyi sadece internetten gordugum resimlerden taniyorum. Ve bu resimler nedense siteden siteye fark gosteriyor. (bkz. Google) Neyse… cabaladim anlatmaya. Ama bakislarda hala ayni saskinlik vardi. “Neyse…” dedi annem, “pazara bakalim. Ankara’yi bilmem ama bizim Izmir’de degisik seyler getiriyorlar pazara. Mesela gecen hafta kuru uzum gibi bir sey vardi. Kilosu 38TL idi. Millete bir degisik geldi, her gelen tadina bakti. 38TL kilosu, adamcagiz zarar etti herhalde.”

Ertesi gun, yani persembe, bizim 100.Yil pazarinin kuruldugu gun. Annem “bos bos oturmayayim evde” demis, kalkmis pazara gitmis. Saat 10-10:30 gibi bir telefon geldi bana. Annem “Günseli, o yaban mersini nasil bir seydi? Kara kuru bir sey mi?” “O kurutulmus olani olabilir anne” (kurusu da varmis yaban mersininin) “ama bana tazesi lazim, tarif oyle”. Arkadan pazarcinin sesi geliyor, “abla yaban mersini dedigin bu, yeni mahsulun kurusu bu.” Annem “tamam tamam, sana biraz ornek getireyim kizim. Bu ise sayet, haftaya gelir kendin alirsin.”

Aksami annem geldi oturdu yanima. “Goster bakalim neye benziyormus su yaban mersini.” Tabii tekrar Google acildi, arama yapildi. “Himm… bizim pazarda gorup de kuru uzum dedigim bu yaban mersiniymis” dedi annem. Burada biraz daha ucuzmus, 35TL mi ne idi fiyati. Ama dedim ya, bana tazesi lazim. Annem “mevsimi gecmistir belki, bak kurutmuslar yeni mahsulu” diye ekledi. Sonra tekrar resme bakti, bir de dondu bana bakti. “Nerede yetisiyor bu? Baban bir kara yemistir anlatir durur hep. Rize’de yetisiyor cikarsa hic sasirmayacagim.” Arastirdik ki ne gorelim. Efendim, yaban mersini, guzide Karadeniz Bolgemizin dogu illerinde, yuksek fundalik ve ormanlik alanlarda yabani olarak yetismekteymis. Actim telefonu babama sordum. Yaban mersinini bu zamana kadar sordugum onca insan arasinda, saticilar bu gruba dahil degil, sadece babam tanidi meyveyi. Kara yemis o degilmis. Yaban mersini de varmis Rize’de, ama o farkli bir bitki imis. Ben hala kara yemisin, yaban mersininin turlerinden biri oldugunu saniyorum.

Durmadim, arastirmaya devam ediyorum. Epey sifali bir meyveymis, Pazar payi sektorel bazda cok (pastaneler, baharatcilar, vb.) ama anladigim perakende pek bulunmuyor. Cunku ulkemizde pek yetistirilmiyor. Ihtiyacin cogu ithal ediliyormus. 19 Mayis Universitesi yetistirilmesini yayginlastirmak icin projeler yapiyormus, Rize ve Trabzon topragi ile bu meyve icin bicilmis kaftanmis. Ben konuyu babama actim, onay aldim. Bana memleketten 3-4 donum bir yer ayarlayacak, pilot bolge olarak. 19 Mayis Universitesi ile bu aralar gorusecegim, en uygun zamanda dikime basliyorum.

Hayir saka yapmiyorum. Gayet ciddiyim.