Archive for June 8th, 2009

Bir muffin hikayesi

Monday, June 8th, 2009

Günlerden birgün, belkide bugün… yazar çizer bir adam içi bosalan kahve kavanozunu tazelemek için yollara düsmüs. Orta avrupa nin en aristokrat kentinin en renkli caddesinde buluvermis kendini. Havada yagmur habercisi bulutlar varmis; birde bulutlari aldatan nemli bir sicak. Cadde gün ortasi kalabaligini yasiyormus.

Küresel kahvecinin önüne gelip pencereden içeri bakinca, dünyanin her yerindeki kahve dükkanlarini benzer koltuklar ile dösemenin getirdigi “aliskanlik” hissini yakalamis yeniden. Belki bu kentte ona tanidik gelen az anlardan birini yakalamak için geliyormus buraya; dostlari ile oturup sohbet etmenin hayallerini kurarak.

Kahve çekirdekleri ile dolu o kocaman paketi alip koklamis… dünyanin en güzel kokularindan biri bu olmali diye düsünmüs, her seferinde oldugu gibi. Sonra kasaya dogru uzanan kuyrugun en arkasina geçivermis; bir yandan da tatli dolabini göz ucuyla süzmeye baslamis. Belki birgün o çok sevdigi brownie cheesecake’i o dolapta görür müyüm, yoksa güzel ülkeme dönünce yiyeceklerim listesine mi eklemeliyim diye geçirmis aklindan.

Tam kafasini yandaki o cicili bicili kupalarin dizili oldugu dolaba çevirecekmis; o’nu görmüs… Hakkindan askla bahsedilen, tutkuyla anilan, istahla beklenin “blueberry muffin”

Küçük bir kahkaha kabarmis içinde belki, ama o sadece kendi kendine gülümsemis ve aklinda bu hikayeyi yazmaya baslamis iste tam o anda.

Disari çiktiginda çok ama çok mutlu imis, çünkü hem kahvesi hem de tutkulu bir muffin’i varmis artik.

08062009277

Biraz daha yürüdükten sonra metro istasyonuna ulasmis. Merdivenlerden agir agir inerken bir anons sesi duymus: ne oldugunu tam anlamasa bile metroda duydugu anonslarin tek bir sonucu oluyormus hep; kalabalik trenler.

Gelen tren belki kalabalik imis, belkide istasyondan onunla birlikte çok insan binmis trene ama ne tuhaftir ki vagondaki tek bos koltuga o oturmus. Hayir ne kapinin yaninda dikilmis hemen binmek için ne de koltuk kapmak için yarismis. Eski imparatorluk baskentinde, ayakta yolculuk etmek nedenini hala çözemedigi bir sekilde tercih ediliyormus.

Sonunda evine ulastiginda günesi bulutlardan kurtulmus buluvermis. Sessizce ve merakla çantasinin içine uzanip paketi çikartmis… ve özenle masasina yerlestirmis.

08062009279

Sonra daha fazla beklemeye dayanamayarak içeri bir göz atmis; ve iste orada kendinden emin bir güzeli merakla ve askla onu beklerken buluvermis. Önce naz yapmis ve çekmis gözlerini üzerinden, sonra… yeniden göz atmis paketin içerine…

08062009280

Artik uzun süren bu hasretin bitmesini beklemeye gücü kalmayinca, güzeller güzeli muffin’i yeni yuvasina tasimis özenle..

08062009281

Oturup seyretmis önce, malum “güzele bakmanin” kiymetli oldugunu söyler dururlarmis hep ona.. o da kirmamis ve seyretmis önceleri… sonra.. sonra her turkulu askta oldugu gibi ihtiras girmis aralarina. Sonra da kiskançlik baslamis.. Atesli bir tartismanin sonunda ise elini kana bulamis ve sevdicegini yaralamis!

08062009283

Önce gözyaslarina bogulmus, elinde suç aleti ile kalivermis “askinin” basinda… o orada özenle yerlestirdigi yuvasinda iki parça yatarken.. içinden mavis mavis berry parçalari akarken disari… beklemis sessizce!

Sonra göz yaslarini silmis, zor olsada üzüntüsünü ve acisini yüreginde sonsuza dek saklamasi gerekiyormus. Bu yüzden en zor olan ile yüzlesmis.. önce hayir desede baska çaresi yokmus artik. tutkuyla sevdigi biricik muffin’ini ve asklarini yasatmanin tek yolu kalmis geriye.

Bir kahve yapmis kendine önce… baska türlü yapamayacagini bildigi için biraz da baileys eklemis kahvesine!

08062009284 

Bu tutkulu ve ihtirasli ask hikayesinin sonu yine ask ile yazilmis; iki sevgili tek bir bedende bir olmuslar.