Archive for June 4th, 2009

Londra’da arka bahceden tatli bir esinti…

Thursday, June 4th, 2009

Ehh kimimiz penceresinden bakiyor gune, ben de dedim ki madem evin bir arka bahcesi var… Ehh ben de arka bahcesinden bakayim Persembe gunune! Gunun biraz daha sonuna yaklasmasini bekledim ki beklenmedik birsey olursa (ne gibi beklenmedik derseniz, ne bileyim… Arkabahcede bir kedi yavrusu olur, sincabin biri bizim eve tasinir, bir vampir cika gelir… Ayy yok o cok beklenemdik oldu! Kafa karisikligini birazdan anlarsiniz.), hemen bu beklenmeyeni anlatayim dedim… Ama beklendigi gibi (!) beklenmedik birsey olmadi… O yuzden gunesin son isitan pariltilari arasinda yazima basliyorum…

Nelere oluyor Londra’da derseniz… Valla pek haberim yok diyebilirim. Hani yagmur yagdiginda, ruzgarli-yagmurlu havada semsiye de kullanamiyorum evden cikmayayim bahanem cok ise yariyordu da… Londra’nin gunesli havasi, yagmurlu havasina gore daha moral bozucu… Azicik, minicik bir gunes isigi parcasini goren… ses hizinin kat ve kat uzerinde bir hizla t-shirt-sort-parmakarasi terlik kombinasyonunu uzerine geciriyor. Hatta daha da ileriye gidip tshirt yerine sirf mayosunun ust kismini giyen kizlarla, tshirtsuz erkekler etrafi sariyor. Ben de hala havanin bocalamasini yasiyorum. Izmir’de olsam tshirtim-sortumla gezmeye baslardim ama Londra’nin derecesi bana pek yaz havasini ifade etmiyor. Ehh gozunuzde canlandirin… uzerinizde bir sweat shirt uzeri tshirt ve kot pantalon var, karsinizda ise kisacik sortu ve pufur pufur bluzu ve kocaman gunes gozlukleriyle bir kiz var. Yok yok valla bu millet adami depresif yapar. Yani butun kis bazi bazi guzel kizlar-erkekler goruyordum da… Bu kadar guzel insan sokaklara ne zaman dokuldu? Kis uykusundan mi uyanildi? Nedir yani bu olay? Kendimi sanki buraya hic uymayan biri gibi gormeye basladim… Bir yerde bir yanlislik var ama bulamadim! Ben ki tum kis ODTU’de bolumde iken tshirtle gezen biriydim… Burda sanirsiniz ki yeni yeni kistan cikiyorum!

Ama merak etmeyin, depresyonda eve tikip, kendimi yataga gommus degili! Dun aksam gec yatmis olmanin simarikligiyla, kendimi sabah uykusuyla odullendirdim. Sonra 10 gibi kalkinca kisaca e-postalarima bakip (ugrasmam gereken bir suru ogrenci e-postasini da gormenin etkisiyle), once banyoya arkasindan da kahvalti hazirlamaya kendimi mutfaga attim. Soyle bir bakinca hava cok guzel gozuktu gozume… Ama acikcasi atlayip biryerlerde tek basima dolasmak istemedim. O arada birsey beni durdukledi de kendimi kahvalti tepsimle birlikte arka bahcede buldum. Guzelce kahvaltimi yaptiktan sonra… Dedim ki bu hava kacmaz! Aldim yeni saplantim olan kitabimi, basladim okumaya…

persembe120604

Acikcasi zamanin ne kadar hizli gectigini farketmemisim kitabimi okurken… Sadece isigin etkisini biraz yitirmesiyle kendime geldim diyebilirim. Hmm ama bu benim sucum degil vallahi! En son boyle solugumu tutarak okudugum kitap Yuzuklerin Efendisi  olabilir… Ya da Harry Potter serisi de olabilir (son kitaplari saymazsak!). Stephenie Meyer’i bu konuda ayakta alkislamak istiyorum. Yazdigi Twilight serisi cidden insanin zaman kavramini yitirmesine neden oluyor. Ingilizcesi bu kadar akici ve anlasilir olmasi inanilmaz! Ayrica gayet sade bir dil kullanmis olmasi da benim gibi kelime dagarcigi cok kit olan birisine yapilmis bir lutuf.  :) Iki gunde 900 kusur sayfa okudum ki bu ucuncu kitaba gecmis oldugumu gosteriyor. Her ne kadar bitmesini istemesem de kitabin, kendimi okumaktan alamiyorum ne yapayim ?!?! Neyse en sonunda kendimi biligsayarimi kapip guzel manzaranin esliginde size birseyler yazabilmek icin kitaptan koparabildim ama…

Efendim en son nelerle ugrastigimi merak ediyorsaniz, ehh Twilight serisini zaten biliyorsunuz. Eee bir de hepinize bahsettigim sinav kagidi okuma islerim var. 100 adet sinav kagidi daha aldim, yani 150×10.58=1587  poundu cebimde sayin :) Ayrica bir de bu kagitlarin okunmasi ile alakali yapilan toplantilarin saat basina parasi da olacak! Nerden baksaniz bayagi karli bir olay!!! Yaz tatili param hazir gordugunuz uzere. Yaz tatili diyince de hemen Avrupa’ya baglaniyoruz. Ayca-Elcin-Ben uclusu olarak gecen sene Ispanya-Portekiz gezimizde acayip guzel eglenmistik. Bu sene de Almanya(Bonn, belki Frankfurt), Hollanda (Amsterdam, Rotterdam), Fransa (Paris) seklinde bir gezi planliyoruz. Ehh son rotamizi belirlemek icin calismalara devam ediyor. Sonraa hocamdan gelen son baskinla Cambridge’deki bir seminere davet edildim, simdi tatil fikirlerimizi batirmadan bu seminer isini de araya sokmaya calisiyorum. Eee Cambridge’i de yerinde incelemek guzel olur hani!!! 😉

Bunlar disinda 2 hafta sonra bolumde bir sunum yapmam bekleniyor, nedense panik olamiyorum… Yani ne sunacagim bile belli degil ama, nedense oyle kelebekler ucusmuyor midemde… Belki de cok onemli degil diye dusunuyorum. Daha ilk senem, kimse beni ilk senede ustun bir basari gosteremedim diye bogazlamaz. Aa bir de kendi konumda bir duayen olan Prof. Joreskog’la tanistim ve belki de onunla yaptigim konusma beni rahatlatti. Gayet olumlu bir insan kendisi… Hani eski bolumumdeki insanlara bakinca… boyle basarili bir profesorun bu kadar sevimli ve icten olmasi bana garip geliyor. Gayet ilgiyle dinledi benim yaptiklarimi… Sonra bana ogutlerde bulundu ve belli bir yol cizdik kendimize! Hocamda ne zaman neyi yapacagimizi az-cok belirledi, inanilmaz guzel fikir alisverisinin yapildigi bir toplanti oldu. Sonucta belirledigimiz yola gore Prof. Joreskog en az 3 makale cikarirsin bundan dedi. Sanirim onun verdigi sok daha fazlaydi. Ben bir tane yazmaya raziydim cunku! Bir de gecen sefer ODTU’de bolumume ugradigimda bolum baskanimin bana dedigi “Makale yazmadiysan buraya is istemeye gelme” cumlesinin etkisiyle bire raziydim herhalde…

Onun disinda hava comert, ev arkadasim ayni… okul cok iyi… ehh ben de yaptigim spor sayesinde belimi iyicene kuvvetlendirmeye basladim. Anlayacaginiz keyifli bu aralar hayat bana karsi! Hmm saniyorum, bu seferlik bu kadar yazacaklarim… Ama boyle cat diye bitirmeyecegim ve sizi cennetten gelen bir sesle basbasa birakiyorum! Eva Cassidy… Saygiyla aniyorum kendisini!